Tom Waits etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tom Waits etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2015 Salı

Live Circus



Bazen 'canı cehenneme' dersiniz. Yaşadığınız, yaşatıldığınız her şeye rağmen sadece 'canı cehenneme' dersiniz. Ama o an, uzaya yeni katılmış amatör bir kara delik ya da kendi çekim gücünden suçluluk duyan çekimser bir yıldız kadar çaresiz hissedersiniz. Böyle durumlarda dışınızdan içinize akan ve adına 'ideoloji' denen tecavüzkar irini nötralize edebilecek bir panzehire gereksinim duyarsınız.

Siz siz olun, böylesi bir kişilik sıkışması yaşarsanız, midenizi ya da beyninizi yıkayacak tıbbi bir yardım almak yerine size sunduğum müziği en az iki kişi yardımıyla dinlemeye çalışın. Jean-Pierre Jeunet'nin 'Delicatessen' filmindeki olay örgüsüne benzer bir Zoraki-Mizahi-Hegelian mucize önermiyorum size! Yapmaya çalıştığım, öyle ya da böyle, minör ya da majör bir depresif mücadelede tütünlü bir gırtlağı arkanıza nasıl alacağınız üzerine gerekli tarihsel ve müzikal referansı sunmaktan ibaret.

Dinleyin... Dinleyin ki küçülün... Küçülün ki hayat ıskalasın sizi...

28 Kasım 2014 Cuma

Dipnotlar XXII


* 21.Yüzyılın en başarılı intihar inhibitörü: Yemek Sepeti. 

* Seksek oynadığı için ayak tırnakları uzamayan kızları seviyorum.

* Carax'ın son uzun filmi 'Holy Motors', mitolojide öyle ya da böyle karşılığı olmayan kadınlarla yaptığım sekse benziyor.

* Gerçeklik gerçeğin inkarıdır.

* Hıçkırık, sahip olduğunuz varlıktan artakalandır. Onu yinelemek özünüzü zenginleştirmese de nefesinizi tutmak sizi ideal kilonuza ulaştırır.

* En ağrısız saplantı nevrozu, doğum günleri.

* Üçgenlerin en kutsalı olan Oedipal üçgenin hipotenüsünü hangi formülle hesaplarsınız?"

* Ne zaman kadınların bıraktığı bir sabun enkazıyla yıkansam, bedenim biraz daha yol alıyor kendi çocukluğuna.

* "L'océan, François, il y a l'océan!..." Skandallardan sorumlu ergenliğim, bağışla beni ama ne yapsam da duygusallaşıyorum yaşlandıkça.

* Déjà vu, anın geçmiş zaman kipi.

* Yalnız olabilmek için başkalarına ihtiyacım var.

* Bu saatlerde kendimi Noel ağacına dadanmış bir ağaçkakan gibi hissediyorum; süslü püslü geceyi delik deşik eden ikinci el bir karanlık gibi.

* Tek bacaklı kadınlar kekeme adımlar bırakır arkalarında.

* Rahminde Kinder yumurtası taşıyan kadın, çocukluğuma gebe kalacak Aralık ayının son gününde. Az zaman kaldı...

* Sizin 'kültür' dediğiniz, 'arzu'dan geriye kalandır.

* Bir kadınla bütünleşmekten daha erdemli onlarca kadına bölünmek.

* İnanmış olmanın ne olduğunu çok iyi biliyorum, bazen neye inandığımı unutturacak kadar güçlü de olsa.

* 'Klecks' ve 'Felix Und Scorpion' filmlerimde görünen buz pateni, karım olması için Helmut Kohl'den izin istediğim Katarina Witt'e aittir.

* 'Kadın' sözcüğü 24 kareden oluşur.

* Les Amants du Pont-Neuf filminin sonunda köprüden atlayan, Denis-Juliette çifti değil Carax'ın kendisi olmalıydı, ancak sular çekilmişken!

* Suçluluk duygusu, sen hiç sarhoş olmaz mısın yahu!

* Dilin sürtünme kuvveti yoktur, hızla ve kesintisiz yol aldığı anlam evreninde yaptığı her sürçme onun kendi meşruiyetinin sağlamasıdır.

* Carax'ın son kısa filmindeki (2014) 'Heykel Rodin', Godard'ın Alphaville filmindeki 'Alpha 60' gibi konuşuyor. Carax'ın kana ihtiyacı var!

* Ve her kedi gibi Cihangir'de sonlandı hayatım; giderek daha da korkak, kuyruğunu bırakarak.

* Luis Bunuel olmaya çalışırken Bertrand Blier olmak, 12 kısa film çektikten sonra kendin olmaya çalışmaktan iyidir.

* Amerika'ya tarihin hiçbir döneminde sürrealizm gelmedi. David Lynch de sürrealist falan değil. Lütfen rahat uyuyun artık.

* Bayanlar baylar, Breton'un Nadja'sını ölü seviniz!

7 Ağustos 2012 Salı

Woe-be-gotten Grey Skies



Oh Tom, ikinci sınıf yastık öykülerini hangi eyaletin ahırına sığdıracağını çok iyi biliyorsun. Ne kadar dinlesem de orgon enerjisinden başı dönen köy yumurtalarıyla terbiye edilmiş sesini özlemeden edemiyorum, her geçen gün daha çok... Wilhelm Reich'a göre tam bir beden enkazı olduğun bir şeyi değiştirmiyor çünkü sen benim için hala Kathleen Brennan'ın göğüslerine sığmayan bir çocuksun; 'Pazar günü banyosu'ndan sonra el sıkışamadan ayrılmak zorunda kaldığım esrarengiz bir aile dostu, denizin ortasında kendini unutturmuş ahşap bir yük gemisi, 90'lı yılların başında 1. Kordon'dan Konak Meydanı'na yürürken zemin katından üzerime 'rüzgarlı sıcak' çamaşır kokusunun vurduğu otel enkazısın.

Başkası olamayacak kadar uzak bir başkasına ait olan sesini özlüyorum, ne kadar dinlesem de her geçen gün daha çok...

17 Mayıs 2012 Perşembe

Dipnotlar XII

* Çektiğim hiçbir filmin 'Türk filmi' olarak tarihe geçmesini istemiyorum. Bunun nedenini bana değil seviştiğim Çek kadınlara sorun.

* Tom Waits'in erken dönem plakları, sismograf iğnesi ile modifiye edilmiş pikaplarda dinlenmeli.

* Max Ernst, kadının hayal gücünden kan çırpan kanatlar yaptı kendine; dişi olan ne varsa yer çekimsiz mabedine hapsetti, olması gerektiği gibi.

* 'Sen' olmaktan duyduğum suçluluğu nasıl açıklarsın?

* Vakitsiz ölen genç kızlar, tabut yerine çeyiz sandıklarına konup toprağa verilmeli.

* Rüyamda 1942 yılındaydım ve Auswitch'de onlarca SS tarafından sıkışık bir hücreye kapatılıp son dönem Türk filmlerini izlemeye zorlanıyordum.

* Les réves des amoureux hors du commun se terminent comme ils ont commencé. Chaque chose se termine comme elle a commencé.

* Zoë Lund! Steril bir iğne ucunun koluna yaydığı ‘stop motion’ çürüme, hayata karşı gösterdiğin uyumsuzluğun eş zamanlı grafiğidir.

* 'Blue Jean' dergisinin 80'ler edisyonuyla cansız bedenlerini örtbas eden kadınlar, bana duyduğunuz nefreti derin dondurucuda saklayınız.

* Ortasından sıkılmış diş macunu üreten bir fabrika kuracak ve evime gelerek kazara yatılı kalmış tüm misafirlerin işini kolaylaştıracağım.

* Eğer seviştiğiniz adam teninizin rengini almıyorsa onu törenle oyuncak müzesine kaldırın.

Klorlu suyun derinlerinde ve zamansız görülen bir düşün manyetik etkisi altında eğilip bükülmekte olan havuz fayansları gözleriniz...

* Annesi öldükten ve yakıldıktan sonra külünü sigara tütününe karıştırıp içen Alman bir arkadaşım şöyle dedi: Raucher sterben früher.

* Hayatımdan ansızın, nereye çarpacağını bilemeyen defolu bir molekülün amatör belleğiyle yok olmak nasıl bir his Leos Carax?

* Heather Langenkamp, son e-mailinde şöyle yazmış bana: 'You have to discover the convulsive energy of Hollywoodian plus value to touch me'

* Sürrealist manifestoyu André Breton değil de Lewis Carroll yazmış olsaydı 'official' annemi üzdüğüm için daha çok mu suçluluk duyardım?

* Sürrealist-patriarkal Bunuel'i böylesine taklit etmeye çalışıp da sonunda Cocteau'nun feminen kucağına düşebilen tek kadınsın Maya Deren.

* Ey sürrealizm, mezarımı özelleştir! Cesedimin ekonomi politiğe katkısı, kapitalizmin son nefesidir.

* Sevgili kadınlar, sosyalist devrim ve Dušan Makavejev sineması arasında 6.0 tam puan fark var. İnanmazsanız Ivica Vidovic'le sevişin.

* Küçükken Ekaterina Alexandrovna Gordeeva ve Sergei Grinkov çiftini örnek alıyordum. Sonra tuhaftır, ikisini de Katarina Witt ile aldattım.

* Max Ernst, Dorothea Tanning'in ılık çırpan kanat kokusudur.

* Google translate, 'seninle her gün sevişirdim' cümlesinin İtalyanca karşılığını 'günlük zincir reaksiyonu' olarak verdi. Kesinlikle haklı!

* Sen, libidinal reaktörden çıkan artı ucunu insanlığın eksi ucuna bağlayarak var olan eksiyi giderek eksiğe dönüştürmüş vajinal refleksin.

* L'Humanité okuyorsan Anatole France okuyamazsın Tan! Ah Tan! Yeni bir akademik eğitim programı seni bekliyor: L'Humanité without Mr.France!

* Organlarımı, eski kız arkadaşlarımla birlikte New York Doğa Tarihi Müzesine bağışlamayı düşünüyorum. 'Istanbul Modern' avucunu yalar.

* Darbecileri yargılamak yerine Kandilli Rasathanesi'nde deprem süpervizörü olarak çalıştırın.

* Bu sabah aldığım köy ekmeğinden Lenin'in el kadar küçük bir heykeli çıktı.

* Rüyamda Jacques Lacan'ı Mudanya sahilinde 'Dilruba' isimli bir balık lokantasına götürüyor ve gecenin sonunda hesabı ödemeden kaçıyordum.

* 'Türk solu' deyince aklıma havalı kornayla çalınan enternasyonal marşı geliyor.

* Bir sonraki filmimde diş telinde kalmış peynir parçasını parmağının ucuyla çıkarıp sutyen kopçasına silen bir kızın öyküsünü anlatacağım.

* Sonunda bir kadının sırtına nemli tebeşirle 'Satılık Orgazm' yazabilmeyi başardım.

* Bir kızım olursa adını Grizu koyacağım. İçi kömür dolu bir küvette uzanmış düşünürken aklıma geldi. 

15 Eylül 2008 Pazartesi

Waits ve Tactile Deney



Deney No - 17
Deney Adı - Tactile Art
Denek Adı - Tom Waits

Renk: Bozuk yumurta sarısı.
Koku: Dopingli saman balyası.
Dokunsal: Uzun tırnaklarla pişmiş kart tavuğu ayıklamak.
İşitsel: Gargara sesi çıkaran metronom.
Tat: Kirli pencere camı.