Ming-liang Tsai etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ming-liang Tsai etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Kara Mizahi Filmler Antolojisi

André Breton’un 1940 yılında Paris’te basılan ‘Kara Mizah Antolojisi’ yapıtı, ‘kara mizah’ kavramına adını ve ilk anlamını vermekle kalmayıp aynı zamanda Freud’un bilinçdışı ile kuramsal bağlantısını kurduğu ‘mizah’ anlayışını da sınırlı ve işlevsel bir tanıma indirgedi. 45 yazarın yapıtlarından yola çıkarak ‘kara mizah’ anlayışını sürrealizm çizgisinde kuramsallaştıran kitap, bilinçdışı mizahi malzemeye nesnel siyaseten devrimci bir sıfat yükleyerek onu anlamca hayli yüklü bir politik silaha dönüştürdü. Isidore Ducasse’dan Alfred Jarry’ye, Arthur Cravan’dan Leonora Carrington’a uzanan farklı edebi anlayışları aynı kavram altında toplayan Breton, böylelikle bilinçdışı kaynaklı bu sarsıcı mizah tarzını evrensel kullanıma açmış oldu. Peki, çoğunlukla edebi yapıtlardan yola çıkılarak hazırlanmış olan antoloji, eğer sinema üzerinden ve günümüzde kurgulanmış olsaydı, listeye hangi filmleri dahil etmek gerekecekti?

1) Songs From The Second Floor, 2000 - Roy Andersson
Filmi kara mizahi kılan, yaşama dair rutin ayrıntıların beklenmedik biçimde bir araya gelerek gündelik hayatın sıradan bütünlüğünü işgal etmesi ve şiirsel bir kaos yaratmasıyla doğrudan ilgilidir. Kendiliğinden gerçekleşen bu mucizevi devrimi meşru kılan, nesnel gerçeklik dokusunu çatlatarak yaşamsal olanı gündüz düşüne dönüştüren paralel gerçekliğin kendisidir.
2) Animalada, 2001 - Sergio Bizzio
Filmi kara mizahi kılan, dürtüsel olanın yerleşik hedefinden saparak ele geçirdiği özneyi haz ilkesinin ötesine taşımasıdır. Alberto’nun ruhunda yaşanan bu arzu patlaması, aynı zamanda onun kişiliğini ve simgesel konumunu belirleyen ‘feodal’ sözcüğünü, bedenine yazılı çok daha travmatik bir sözcükle yer değiştirir: Fanny!
3) Kitchen Stories, 2003 - Bent Hamer
Filmi kara mizahi kılan, oral işlevlerin trafiğini dar bir mekanda ve kurumsal olarak denetleyen bir gözlemci ile gözlenen kişi arasında yaşanan yabancılaşma pratiğidir. Mutfak içinde gerçekleştirilen tüm eylemlerin gözlemci tarafından istatistiki bir veri olarak kayıt edilmesiyle başlayan bu süreç, bakan ve bakılan arasındaki konumun giderek yer değiştirmesiyle kara mizahın anlamını güçlendirir.
4) Upir Z Feratu, 1982 - Juraj Herz
Filmi kara mizahi kılan, gaz pedalı yardımıyla sürücülerin kanını çekerek beslenerek ve onların ölümüne neden olan Ferat marka yabancı sermaye ürünü bir arabanın nesne libidosunu canlandırmadaki kusursuz işlevidir. Libidonun bu mekanik dönüşümü, aynı zamanda kara mizahın politik düsturunu metaforlar yardımıyla katmanlaştırır.
5) La Grande Bouffe, 1973 - Marco Ferreri 
Filmi kara mizahi kılan, dürtünün kendini katederek bir artık dürtüye, arzunun kendini katederek bir artık arzuya ve öznenin kendini katederek bir artık özneye, yani ölünün kendisine dönüşmesindeki libidinal iştahtır.
6) El Angel Exterminador, 1962 - Luis Bunuel
Filmi kara mizahi kılan, yanıtı bilinen soruların, doyurulması mümkün olmayan hipotetik bir arzuya endekslenmesi sonucu yerleşik ahlakın ortadan kalkması ve oryantasyon bozukluğu yaşayan sosyal bir sınıfın ortaya çıkmasıyla doğrudan ilgilidir. Karar ve eylem arasında yaşanan kısa devre, rasyonel düşünme refleksini bozguna uğratır ve doğrusal zaman algısının yitirildiği travmatik bir mekan duyumu yaratır.
7) Drifting Clouds, 1996 - Aki Kaurismaki
Filmi kara mizahi kılan, karakterlerin taşıdığı suskunluğun, sözde rasyonel bir kurgu tarafından çevrelenen nesnel yaşamın gizlerinde kalmış akıldışı süreçleri ortaya çıkarmasındaki absürd sabırdır. Diyalogun kendini gizleyerek insanı nesneye, hayatı ise terapisti olmayan bir seansa dönüştürmesi, suskunluk içindeki anlamın kendini ele vermesi için en yetkin koşuldur.
8) Dellamorte Dellamore, 1994 - Michele Soavi
Filmi kara mizahi kılan, ölümsüzlük arzusunun simgesel gerçeklik üzerinde açtığı bedensel çukurdur. Kadına ait olan bu beden, Francesco’nun duyduğu aşkla giderek travmatik bir boşluğa, bir yarık-mekana ve iki ölüm arasında kalmış bir arzu enkazına dönüşür. Tüm bu cehennemi sürece kara mizahi özelliğini kazandıran ise bastırılanın geri dönüşünde ortaya çıkan ironik kısa devredir.
9) The Death of Stalinism in Bohemia, 1991 - Jan Svankmajer
Filmi kara mizahi kılan, cinsel siyaset aracılığıyla yaratılan irrasyonel tarih kurgusunun, doğrusal tarih bilincini, bilinçdışı bir hakikat düzleminde çarpıtmasıyla ilgilidir. Bilinçdışını bir slogan gibi yapılandıran ve ajit propogandist söylemine rağmen kara mizahı tüm detaylarıyla işlevsel kılan film, öznenin iktidarını parçalayarak, onu, animistik olarak kendini var eden nesnenin eline verir.
10) Vive L’Amour, 1994 - Ming-liang Tsai
Filmi kara mizahi kılan, rastlantısal karşılaşmaların melankolik şehir yaşamını özneler üzerinden tersine çevirebilme gücüdür. Rutin olanın içinde taşıdığı potansiyel kışkırtıcı imge, standart detaylarda terk edilmiş diğer imgeleri baştan çıkararak yaşamı farklı bir gerçeklik boyutunda yeniden inşa eder. Böylelikle sıkıntı, ancak kendi detaylarına ufalandığında ortadan kalkar.
TAN TOLGA DEMİRCİ - PSİKEART DERGİSİ / TEMMUZ-AĞUSTOS SAYISI

6 Haziran 2012 Çarşamba

Baktığınız Yerden Göremediğiniz Sürrealist Filmler

Death Bed: The Bed That Eats (George Barry, 1977): Kişisel bilinçdışı kaynaklı psikanalitik malzemeye bütünüyle açık irrasyonel ve fantastik bir masal atmosferi yaratan film, ölüm takıntısını ironik anlamda fetişleştirerek imgeye dayalı bir söylem tarzı oluşturduğu için sürrealisttir.
Begotten (E. Elias Merhige, 1990): Kişisel ve kolektif bilinçdışını tarihsel bir metin üzerinden estetize eden film, güncel-mitolojik bir atmosfer yaratarak zihinsel anlamda soyut, görsel anlamda ise hayli metaforik bir kurgusal tarih söylemi yarattığı için sürrealisttir.
Leolo (Jean Claude Lauzon, 1992): Çocukluğun örtük anılarından yola çıkarak imgesel bir gösterge zinciri oluşturan film, sürrealizmin şiirsel söylemiyle uyumlu masalsı bir atmosfer yarattığı için sürrealisttir.
Trans-Europ Express (Alain Robbe Grillet, 1967): Absürditeyi nesnel gerçeklik içerisine sızdıran, formalist kurgu yapısını ise görsel bir metin yaratmak adına işler hale getiren film, içsel siyaseten politik bir masal söylemini tetiklediği için sürrealisttir.
The Hour-Glass Senatorium (Wojciech Has, 1973): Ne tamamıyla içsel ve ne de dışsal gerçekliğe ait bir fantezi alanında, bilinçdışı ile bilinç arasında bir köprü olarak hayata geçirdiği anılar üzerinden masalsı bir atmosfer oluşturan film, rüya draması ve narratif söylemi bütünleştirebildiği için sürrealisttir.  
La Bete (Walerian Borowczyk, 1975): Tarihsel öyküsünü 'hayvani' bir erotizm düzeyinde ve iç içe geçmiş eklektik bir zaman kurgusunda işleyen film, bilinçdışına bastırılmış dürtüleri mitolojik bir malzeme oluşturacak biçimde görselleştirerek provokatif bir rüya sembolizmi yarattığı için sürrealisttir.
Possession (Andrzej Zulawski, 1981): Kendi gerçekliklerini yabancılaşmış bedenleri dışında ve deliliğin sınırında kurmaya çalışan karakterleriyle özellikle Lacanian yorum ağında fantastik bir atmosfer yaratan film, bilinçdışının gündelik gerçekliğe olan sızıntısını travmatik bir gösterge dizgesi üzerinden kurguladığı için sürrealisttir.
La Belle Captive (Alain Robbe Grillet, 1983): Epizotik öyküsel yapısıyla Freudian rüya dramasını türler arası metinsel bir formüle oturtan film, 'noir sürrealizm' olarak tanımlanabilecek edebi değeri yüksek, sarsıcı bir anlatım tarzı yarattığı için sürrealisttir.
Nuit Noire (Olivier Smolders, 2005): Grillet'nin söz aracılığıyla kurduğu şiirselliği formalist bir üretim disiplini dahilinde işleyen film, nesnenin teşhiri değil, nesnenin kendini teşhiri üzerinden yarattığı fantastik doku anlamında sürrealisttir.  
Amer (Helene Cattet, 2009): İnfantil kabuslar üzerinden bilinçdışının travmatik yüzünü ortaya çıkarmak adına, özellikle görsel-plastik yapısında deneysele varan aşırı formalist bir anlatım üreterek sürrealizmi fantastik boyutuyla yorumladığı için sürrealisttir.  
The Nine Lives of Tomas Katz (Ben Hopkins, 2000): Salvador Dali'nin Paranoyak Eleştirel Yöntemini kullanarak gündelik gerçekliğin rasyonel mantık zincirini bozguna uğratan film, zihnin paranoid işlevini estetize ederek patolojik bir zaman ve mekan duyumu yarattığı için sürrealisttir.
L'eden et Apres (Alain Robbe Grillet, 1970): İmgesel gerçeklik dizgesini fragmanlar halinde parçalayan film, fantastik anlatımı sözün şiiri ile buluşturarak kolajı andıran zihinsel bir kurgu efekti yarattığı için sürrealisttir.  
Tuvalu (Veit Helmer, 1999): Nesnel mekan ve zaman algısını yok ederek düşsel bir şehir atmosferi kuran film, masalın standart yapısını grotesk-sürrealist bir söyleme dönüştürerek konuşma diliyle nesnenin dili arasında gösel bir simya yarattığı için sürrealisttir.
Man, Woman and the Beast (Alberto Cavallone, 1977): Freudian rüya sembolizmini kullanarak yerel-toplumsal olanın bilinçdışını fantastik bir anlatım çeşnisi ile bütünleştiren film, cinsel politikanın hizmetinde, 'pornografik sürrealizm' olarak tanımlayabileceğimiz grotesk bir metin oluşturduğu için sürrealisttir.
Sweet Movie (Dusan Makavejev, 1974): Kara mizah tarafından tetiklenen politik sürrealizmi, Brecht'in tarihselleştirme efektini kullanarak vulgar bir gerçeklik modeliyle kaynaştıran film, Reichian psikanalitik okumaya açık toplumsal ve bireysel malzemeyi travmatik bir fantezi alanı yaratmak adına seferber ettiği için sürrealisttir.
Songs From The Second Floor (Roy Andersson, 2000): Kara mizahı ve absürditeyi olanca yetkinliği ile kullanan film, imgesel anlamda olmasa da nesnel gerçekliği bütünüyle dönüştürebilecek epizotik bir mizansen ağı oluşturduğu için sürrealisttir.
Throw Away Your Books, Rally in the Streets (Shuji Terayama, 1971): Farklı tarihsel dönemlerin ürünü olmasına rağmen arkaik dadaizmin kusursuz bir temsili olan film, bilinçdışının saldırgan öğelerini hem ehlileştirilmiş bir şiirsel söylem ve hem de oldukça efektif bir analojik anlatımı desteklemek adına kullandığı için sürrealisttir.
Gorod Zero (Karen Shakhnazarov, 1989): Helmer'in Tuvalu filmini çağrıştıran bir irrasyonel mekan üzerinde kendi kara mizahi dinamiklerini oluşturan film, Tuvalu'dan farklı olarak hayli yoğun bir politik metafor zincirini anlatım kurgusuna dahil ettiği için sürrealisttir.
The Wayward Cloud (Ming-Liang Tsai, 2005): Birden çok film türünün yapısal özelliklerini ironik ve yer yer sembolik bir söyleme sıkıştırarak psikanalitik okumaya açık görsel malzemeyi 'pornografik sürrealizm' dahilinde dinamik hale getirdiği için sürrealisttir.
Taxidermia (György Palfi, 2006): İrrasyonel düşünce tarzını epizotik anlatım tarzıyla özgürleştiren ve güncel gerçeklik içerisinde kavradığı patolojik ayrıntılar üzerinden kişisel bir tarih kurgusu üreten film, absürd sürrealist söylemi kendine has dinamiklerle zenginleştirdiği için sürrealisttir.
The Cremator (Juraj Herz, 1969): Çekoslavak sürrealizminin ortodoks sürrealizme yaklaştığı noktada oldukça zengin sayılabilecek sürrealist malzemeyi sinematografik anlamda üreten film, toplumsal kara mizahı kişisel ahlakın patolojisiyle birleştirerek irrasyonel bir fantezi alanı yarattığı için sürrealisttir.
Valerie and Her Week of Wonders Jaromil Jires (Jaromil Jires, 1977): Yerel mitolojik dokuyu bilinçdışının hizmetinde yeniden üreterek ortak ve örtük bir masalsı atmosfer oluşturan film, fantastik öğeler ile 'mistik' libidinal malzemeyi bir araya getirdiği için sürrealisttir.
Perinbaba (Juraj Jakubisko, 1985): Doğaüstü ve gerçeküstü kavramlarını nesnel gerçeklikten bütünüyle soyut bir fantastik evren modeli yaratmak adına kullanan film, masal metinlerinin içerdiği kolektif bilinçdışı malzemeyi sinematografik bir yetkinlikle estetize ettiği için sürrealisttir.