Joan Miro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Joan Miro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31 Mayıs 2013 Cuma
15 Ocak 2013 Salı
Blue I
Joan Miró'nun tuhaf bir biçimde saçlarımdan etkilenmiş olabileceğine dair duyduğum soyut-paranoid konumdan beni kurtarabilecek başka bir yapıt bulabilmek umuduyla gerzeklik ve kavramsal sanat arasındaki farkı üretral bir artı değerle kapatabilmiş Duchamp'ın pisuvarına doğru ilerliyorum.
22 Nisan 2012 Pazar
Sürrealizm Yakın Dönem Tarihçesi (1976-2009)
1976: Chicago Black Swan Galerisi’nde uluslararası bir sürrealist
sergi ile Edinburgh İskoç Ulusal Modern Sanat Galerisi’nde 'Dali, Magritte and other Surrealists' isimli bir başka sergi açıldı.
1977: 22 sürrealist ressamın yapıtlarından oluşan sergi Paris’te
organize edildi.
1978: Paris’te sürrealist kolaj sergisi açıldı. Londra
Hayward Galeri’de ‘Dada and Surrealism’sergisi ile Camden Sanat Merkezi’nde, 1936 yılındaki nefes kesici sergiyi hatırlatan ‘Surrealism Unlimited’ isimli sergiler açıldı. Bununla birlikte İngiliz sanatçı Onslow-Ford’a ait diğer bir retrospektif, California Oakland Müzesi’nde açıldı.
Milwaukee’da gerçekleşen ‘The Surrealism in 1978: 100th Anniversary of Hysteria’ isimli sergi ise akımın alışılmadık yönlerini tanıtan bir sunuma sahipti.
1979: Wolfgang Paalen’in ölümünün 20.yılı anısına Meksika’da ‘Presencia viva de Wolfgang Paalen’ isimli sergi açıldı.
1981: Lyon’da gerçekleşen 'Permanence du regard surréaliste' isimli sergi, sürrealizmi geç de olsa taşraya tanıtan bir
görev üstlendi.
1982: Louis Aragon’un ölümü sonrasında Komünist Parti tarafından bir cenaze töreni düzenlendi. Paris’te birbirinden oldukça farklı iki sergi açıldı. Bunlardan biri, ‘Yves Tanguy: rétrospective, 1925-1955’ adıyla Georges Pompidou’da, diğeri ise 'Peinture surréaliste en Angleterre 1930-1960' adıyla 1900-2000 isimli galeride gerçekleştirildi.
1984: Salazar-Caetano döneminin sona ermesinin 10.yıl dönümü anısına Lisbon’da, 1936 yılında New York’ta düzenlenen ‘Fantastic Art, Dada, Surrealism’ sergisinin güncelleştirilmiş bir versiyonu, uluslararası boyutta düzenlendi.
1986: İngilizlerin sürrealizme gösterdiği yakınlık, Hayward galerisinde 'L’Amour fou: photography and surrealism' ve 'Surrealism in England' adları altında Canterbury’de gerçekleştirildi. Paris’te düzenlenen 'L’Aventure surréaliste autour d’André
Breton' isimli sergi ise Breton’un akım içindeki yerini pekiştiren bir sunuma sahipti.
1987: Sürrealist sanatın habercisi olan ‘The Arcimboldo
Effect’ isimli Arcimboldo sergisi Venedik’te düzenlendi. Post-feminist bir perspektifte kadının sürrealizm içindeki önemini vurgulayan diğer bir sergi ise Lausanne Cantonal des Beaux-Arts Müzesi’nde gerçekleştirildi.
1988: Dada ve sürrealist hareket dahilinde provokatif ve bireysel
çalışmalarıyla öne çıkan Picabia’nın yapıtları, ‘Picabia 1879–1953’ adı altında Edinburgh İskoç Ulusal ve Frankfurt Neuendorf galerilerinde gerçekleştirildi.
1989: Milan’da organize edilen ‘I Surrealisti’ sergisi, İtalyanların akıma olan ilgisini tazeledi. Montreuil’de ölümüyle aynı yıl gerçekleşen ‘Philippe Soupault, Voyageur magnétique’ isimli
sergi ise Soupault’nun yaşamı ve çalışmalarına bir övgü olarak izleyiciyle buluştu.
1991: 'Diversité surréaliste' isimli sergi, Paris’te sürrealist sanatın çeşitli yönlerine dikkati çekerken, Musée d’Art Moderne de la Ville de Paris’de organize edilen 'Alberto Giacometti: sculptures, peintures, dessins' sergisi ise sürrealist heykel sanatının en önemli isimlerinden biri olan Giacometti’yi farklı yüzleriyle ve övgüyle anıyordu.
1993: Chicago’da açılan ‘Totem Without Taboos: The Exquisite
Corpse Lives!’ isimli sergi, sürrealistlerin en popüler oyununa yeniden dikkatleri çekti.
1994: António de Oliveira Salazar’ın takipçisi Marcelo Caetano’nun
çöküşünden yirmi yıl sonra 'Premeiro Exposiçao o de surrealismo' isimli sergi Lizbon’da organize edildi.
1995: Paris Hourglass Galerisi’nde açılan ‘Curiouser and
Curiouser: Les surréalistes et leurs amis en Grande-Bretagne depuis 1967’ isimli sergi, Fransızların sürrealizme olan tutkusunu tazeledi.
1996: Sao Paolo’daki ‘Collage: Image of Revelation’ sergisi, kolaj sanatı üzerine spesifik bir ışık tutarken, 'Alberto Giacometti 1901-1966' isimli sergi ise hem Viyana Kunsthalle ve hem de İskoç Ulusal Modern Sanat Galerisi’nde, sanatçının ölümünün 30. yıl dönümü anısına organize edildi.
1998: ‘Max Ernst, sculptures, maisons, paysages’ isimli diğer bir sergi, Paris Pompidou Center’da gerçekleştirildi.
1999: Sürrealizmin önemli ilkelerini temsil eden ‘Sacrilege’ isimli sergi Prag’ta açıldı. Nesuhi Ertegun ve Daniel Filipacchi’nin koleksiyonundan seçilme 700 çalışma (Chirico, Joseph Cornell, Dalí, Ernst, Frida Kahlo, Magritte, Man Ray ve diğerleri) New York Guggenheim
Müzesi’nde 'Two Private Eyes' ismiyle organize edildi.
2000: San Francisco Modern Sanat Müzesi’nde Magritte sergisi
açıldı. 'Éveil paradoxal' isimli sergi Normandy’de, ‘Photomontaged Dreams: Landscape and the female nude in Teige’s collages’ sergisi ise Londra-Çek
Merkezi’nde açıldı.
2001: 'Surrealism: Desire Unbound' isimli diğer bir büyük sergi Londra, Tate Modern Galerisi’nde, ‘Roland Penrose, Lee Miller: The Surrealist and the Photographer’ sergisi Dean ve İskoç Modern Sanat Müzesi’nde, ‘Sfera Suu’ isimli sergi ise Çek Cumhuriyeti’nde
organize edildi.
2002: San Francisco Weinstein Galerisi’nde 'Leonor Fini and
women surrealist contemporaries' isimli sergi, kadın sürrealistlere övgüyle gerçekleştirildi. 'The Persistence of Memory (Robert Desnos’a hürmet)' sergisi, sanatçının ölmüş olduğu toplama kamplarına yakın bir yerde, Teresin’de
organize edildi. ‘La Révolution Surréaliste’ isimli sergi, hem Paris Pompidou Merkezi’nde ve hem de Düsseldord Kunstsammlung Nordrhein-Westfalen Galerisi’nde düzenlendi.
2003: Paris Librairie Niçaise’de düzenlenen ‘Sarane Alexandrian et ses amis’ sergisi, İkinci Dünya Savaşı sonrası Breton, Péret ve grubun diğer üyelerine katılan yeni isimlerin önemini vurgulayan bir sunumla gerçekleştirildi.
2004: Otto Tschumi’nin doğumunun 100.yıl dönümü anısına
‘Phantasmagorien’ sergisi Bern Güzel Sanatlar Galerisi’nde organize edildi.
2005: 'Kahlo’s Contemporaries' sergisi Essex Üniversitesi’nde, 'Profane Revelation: The Surrealist Movement in Britain' sergisi
İspanya’da, 'Dada' sergisi Paris Pompidou’da ve ‘Surrealism USA’ sergisi ise New York Ulusal Akademi Müzesi’nde organize edildi.
2006: 6-10 Mart arası Chicago’da uluslararası bir sürrealist
kongre düzenlendi. Ayrıca iki farklı sergi, 'Undercover Surrealism: Picasso, Miró, Masson and the Vision of Georges Bataille' adıyla Hayward Galeri’de ve 'George
Melly at 80: Aspects of His Collection' adıyla Mayor Galeri’de organize edildi.
2007: ‘Surreal Things: Surrealism and Design’ ve ‘The Art of Lee Miller’ sergileri Londra Albert Müzesi’nde, 'Dali & Film ve Louise Bourgeois' sergileri Tate Modern’de,
‘Salvador Dali: Graphics, Sculpture, Ceramics’ sergisi Prag Mucha Galeri’de, 'Jindrich Styrsky' sergisi Stone Bell Evi’nde, 'Max Ernst Retrospective' sergisi Basel Tinguely Müzesi’nde, ‘Richard Oelze: Paintings &
Drawings from the 1950s and 1960s’ sergisi ise New York Ubu Galeri’de organize edildi.
2008: ‘Duchamp, Man Ray, Picabia’ isimli sergi Tate Modern’de,
‘Miró, Calder, Giacometti, Braque: Aimé Maeght and His Artists’ sergisi Royal Sanat Akademisi’nde, 'Giacometti' sergisi Compton Verney’de, ‘British Surrealism & Other Realities’ sergisi Middlesbrough Enstitü’de, 'Leonora Carrington' sergisi ise ‘Maison de l’Amérique latine’de gerçekleştirildi.
2009: ‘Triumph of Desire-Danish and International Surrealism’
sergisi Kopenhag Arken Modern Sanat Müzesi’nde, ‘Giorgio de Chirico: La fabrique des rêves’ sergisi Paris Modern Sanat Müzesi’nde, ‘Homage to Dalí’ sergisi Londra Riverside Binası’nda, ‘Subversive Spaces: Surrealism
and Contemporary Art’ sergisi Manchester Whitworth Galeri’de, ‘Paul and Nusch Éluard and Surrealism’ sergisi Edinburgh Dean Galeri’de ve ‘Angels of Anarchy: Women Artists and Surrealism’ sergisi ise Manchester Sanat
Galerisi’nde organize edildi.
18 Eylül-6 Kasım 2009: Latin Amerika Evi'nde 'Benjamin Péret et les Amériques' isimli sergi düzenlendi. Péret'ye ait ilk basım kitaplar, el yazmaları, Meksika (1941-1948) ve Brezilya'da (1929-1931 ile 1955-1956) kaldığı süre içerisinde çekilmiş olan fotoğrafları, sürrealizmin kurucularından olan bu önemli yazarın arkadaşları tarafından, onun ölümünün 50.yıl dönümü anısına organize edildi (4 Temmuz 1899 - 18 Eylül 1959).
24 Aralık 2010 Cuma
Açık Oturum (Öznesi Devrik Konuşmalar) - II



Katılımcılar: André Breton, Jacques Lacan, Wilhelm Reich.
Breton: Ölümümden sonra yapılan spekülasyonlar karşısında duyduğum şaşkınlığı gizlemek istemiyorum. Sürrealist bir şahsın, yani benim, kelimenin geniş anlamıyla göklere çıkarılıp planlanmış bir fetiş nesnesine indirgenmesi bağışlanamaz bir kusur içeriyor!
Lacan: 'Planlanmış fetiş nesnesi...' Bu harikulade tanım, simgeselleşmeye karşı direnen ama yine de özneye kendini ele vermekten kurtulamayan bir imgesel mekanı hatırlatıyor bana.
Breton: Mekanın, üzeri çizili özne tarafından ağzına kadar doldurulamaz olması, elbette fetişin enerjisini özerk kılıyor.
Lacan: Fetişizmin bir anonimden ibaret olduğunu söylerken tam da kastettiğim buydu.
Reich: Düpedüz sapkın sınırlar taşıyan ve kendisi olmasının dışında başka bir anlamı olmayan, bu sayede kesinlikle olanaklı bir terimi baştan çıkarmaya çalışan şiirsel metniniz bana, kendilerini faşistlerden gizlemesi için SS subaylarına yüklüce para sunan Yahudi zenginlerini hatırlatıyor.
Lacan: Söz konusu Yahudiler bile olsa kim tarafından ele geçirildiğiniz, kendinizi ele verme arzunuzun yalnızca arka planı olabilir.
Breton: Özneye yatırdığınız bu artı değerin nedenini sorabilir miyim?
Lacan: Öznedeki 'eksik' diyelim.
Reich: Benim 'eksik'ten anladığım, öznel ve nesnel şartların tam bir uyumu içerisinde boğazlanmış olan dirimsellik.
Lacan: İktidarsızlığı bu kadar dolaysız açıklamanızın ardında yatan dürtünün, arzusundan uzak ve talebe indirgenmiş, bu yüzden de kısmi bir parça olma özelliğinin dışına çıkamayan cisimleşmemiş bir yapısı olduğuna inanıyorum.
Reich: Neyi açıklamaya çalıştığımı gayet iyi biliyorum.
Lacan: Neyi açıklarsanız bir eksik açıklarsınız.
Breton: Sürrealizm hep bunun tersi bir yol izledi, ne açıkladıysa fazlasıyla açıkladı.
Lacan: Ama açıklamalarınızdan kimse bir şey anlamadı.
Breton: Sürrealizmin talep ettiği, paralel bir gerçeklikten yola çıkarak nesnel gerçekliğin şu çokça tanıdık rasyonel oyununu bozmaktı.
Lacan: Simgesel gerçeklikle özne arasına mesafe koyarak biraz da estetik bir çabayla özneyi imgesel bir kurguya indirgemeye çalışmak, sonunda öğretinizin akademiler tarafından kabul edilmesi sonucunu doğurdu. Gördüğünüz düş, herkes tarafından görülerek 'şu çokça tanıdık' rasyonalizmin bir parçası oldu. Bu süreç ne yazık ki sizin, sizdeki eksiği fark etmenize yol açtı.
Breton: Eksiklik yapısal değil ideolojiktir. Sistem tarafından üretilen gerçeklik temsilinin aslolan gerçeği gizlemek amacıyla uyguladığı ve adına 'ideoloji' denen birer tuzak olmasıdır sizde eksiklik duygusunu yaratan.
Reich: İktidarsızlık için de geçerli aynı tanım. Bu yüzden de sistem tarafından üretilen iktidar temsilinin, asıl iktidarı gizlemek için uyguladığı ve adına 'politika' dediği tuzağın karşısına cinsel politikayı çıkarmak zorunda kaldım.
Lacan: Yani bu bir zorunluluktu öyle mi? Yanlış hatırlamıyorsam FBI, tutuklanmanızın hemen ertesinde ve size dair sunduğu bir sağlık raporunda 'sağlam kişilik yapısında paranoya' gibi bir teşhisle akladı sizi.
Reich: Her şey kurallara uygun olarak yargılanmam için düzenlenen bir komploydu. Ama bu konuyu açma nedeniniz sizi ve sorularınızı tuzak olarak algılamaya başlamamsa...
Lacan: Asıl neden, sağlam kişilik yapısında paranoyanın kendi içinde tutarsız bir teşhis gibi görünmesine rağmen bu ilginç patolojinin öznenin 'gerçek' karşısındaki bağışıklık derecesini yükseltmesi ile ilgili olduğunu düşünüyorum.
Reich: Bir ideolojiyi analiz ederken o ideolojinin kendisine karşı olan virüsleri tanıyarak ve dahası o virüslerden biriymiş gibi davranarak kendi gücünü meşrulaştırması ideolojik gerçeğin zaferidir yoksa ayrıksı bir 'gerçeğin' değil. Bu durumda adıma konan teşhisin gülünçlüğü, sizin deyiminizle 'simgesel' bir tanı alanına aktarılarak resmiyet kazanmıştır, yani durumun psişik gerçeklikle hiçbir ilgisi yoktur.
Breton: Aktarım alanınıza girmek istemem ama sürrealizmin savunduğu gerçeğin daha çok Baudrillard’ın iki boyutlu imge tanımına uyduğunu ve bu noktada sistemin gerçeklik anlayışına 'simgesel boyut' taşıyan bir alternatif gerçeklikle saldırmak yerine kendi gerçeğiyle saldırmayı tercih ettiğini belirtmek isterim.
Lacan: Bu bir tercih meselesi yani.
Breton: Bilinçdışının bir dil gibi yapılanması ama onun dışında bir varsayım olmasına benzer biçimde sürrealist gerçek de gerçeklik gibi yapılanmış ama her daim onun dışında kalmıştır.
Lacan: Miro ya da Matta’nın resimleri üzerinden de aynı şeyleri iddia edebilir miydiniz?
Reich: Şu politik gerçekliğin yanılsamasına dönelim yeniden.
Breton: Yanılsama imgenin üçüncü boyutudur ve düşünceyle değil daha çok algılamayla ilişkilidir. Bu yüzden yanılsama yerine 'temsil' diyelim.
Reich: Eğer sizi mutlu edecekse, pekala, öyle diyelim. Politik gerçekliğin karşısına çıkardığım seksüel politika, dünyevi gerçekliği kontrollü bir haz ilkesiyle yönetmek anlamını taşıyordu. Tüm patolojik oluşumların kaynağının seksüel kitlenme meselesine dayanmasından yola çıkarak önerdiğim bu libidinal ekonomi, toplumsal yabancılaşmanın nedeni olan sömürüye dayalı üretim biçimi ve ilişkilerine farklı bir çözüm sunuyordu.
Breton: Ben de zaten sürrealizmin hayati boyutunu böylesi bir artı keyif ortamına taşımak için çıkardığım üçüncü derginin adını ikincisinden hareketle 'Surrealism au Service de la Revolution' olarak değiştirdim.
Lacan: Kendi içinde tutarlı gibi görünen bu zihinsel ortaklığınızı yaralamak istemem ama ben cinsel ilişkinin mümkün olmadığına inanıyorum.
Reich: Belki de bir üroloğa görünmelisiniz.
Lacan: Sözüne ettiğim, fantezi alanının arzunun gerçekleştirildiği değil de arzunun kendini gerçekleştirdiği bir boyut olmasıyla ilgili. Böyle bir boyutta tasarlanmış ve kurgulanmış olan öykünün, fizyolojik olarak cisimleşen iki kişiyi taşıması olanaksızdır.
Reich: Sizin düşüncenizde bu alanı erkeğin yarattığını söylemeye bile gerek yok sanırım.
Lacan: Elbette, çünkü bu mekanda kadın ancak erkeğin semptomu olabilir.
Reich: Erkeğin kendisine sunduğu bu fantezi mekanını yöneten bir 'dış güçler' birliği olduğunu hesaba katmaksızın düşüncelerinizi böylesine tutucu bir noktaya taşımanız doğrusu anlaşılır gibi değil. İddia ettiğiniz fantezi mekan, erkeğin sahip olma dürtüsünü ayartan ve sonra da sözde boşaltan bir ideoloji tarafından estetize edilmiş sentetik bir fetiş alandır. Siz, bu sentetik dokuyu yapısal bir boyutta hiçleştirerek seksüel ilişkinin olmadığı kaydına varıyorsunuz.
Breton: Sürrealizme göre kadın, özenle imgeleştirilerek özensizce kaybedilmiş bir iç nesnedir ve enerji yönü dışarıdan içeriye doğrudur.
Lacan: Sürrealizme, 'kadın' ara başlığında getirilen en büyük suçlama, yanlış hatırlamıyorsam onun, kadının kullanım değeriyle değişim değeri arasındaki gerçeklik farkını hesaba katmamış olmasıyla ilgilidir.
Reich: Kadın pazarlarında görevli olarak çalışan ve geçinebilmek adına kadın haklarını korumak zorunda kalmış sendika / işveren 'olumsuz' diyalektiğinde gezinip duran bu özlü sözleriniz, korkarım, içinde bulunduğunuz durumun patolojik haritasını tüm açıklığıyla gözler önüne seriyor.
Lacan: Cinsel ilişkinin olmadığı gerçeği ile 'seksüel politika' ütopyanız arasındaki çelişki, ütopyanızın nesnesiz olmasından ileri geliyor. Bu anlayışın ayrıksı bir patoloji üretmesi gereksiz, çünkü durum zaten yeterince patolojik.
Reich: O halde sağaltın beni lütfen.
Lacan: Bu olanaksız, çünkü bizi taşıdığımız eksiğe rağmen olanaklı kılan şey tam da bu patolojinin kendisi.
Breton: Cinsel ilişki diye bir şey yoksa cinsel haz duyamamaktan dolayı korkmama da gerek yoktur. O halde ölüm dürtüsü de yoktur.
Lacan: Ölüm dürtüsü, arzunun ardında kalan rüzgarıdır.
Reich: Ölüm dürtüsü, protoplazmadaki acunsal akışın kireçlenmesi sonucu tinselliğe doğru elektriklendirilmiş uyduruk bir duyumdur. Neredeyse 'cinsel ilişki yoktur' önermenizin altında, böylesi bir kireçlenmiş biyolojik arazın olduğunu düşünmeye başlayacağım.
Lacan: Size inanılmaz gelen küçük bir 'gerçek' parçasını simgesel evreninize sızdırdığım için üzgünüm. Tarih olarak benden büyüksünüz, adınız ise neredeyse 'babamın adı'yla aynı yaşta ama korkarım bilimsel gözlemleriniz sürecinde sorgulamış olduğunuz sözde bilimsel gerçekliğin kontrolü altına girmiş gibi konuşuyorsunuz. Bilimsel hedefle olan terapötik bağınız, hedefin size doğruyu, yalnızca doğruyu söylediğine inandırmasıyla negatif bir aktarıma dönüşmüş.
Reich: Belki de böylesi bir çıkarımda bulunan siz, benimle pozitif bir aktarıma girmişsinizdir.
Breton: Yeniden aktarım alanınıza giriyorum ama ‘orgon’ denilen muğlak enerjiyi keşfinizden sonra kendinizi uzaylı olarak gördüğünüz iddialarına inanmak istemediğimi söylemeliyim.
Reich: Lacan’a bakılırsa aktarımın dini imanı yok, belki de gerçekten öyledir. Belki de o sıralar uzun süre bir kadınla yatmamış olmamın libidinal yankısı, bir uzaylı olduğuma inandırmıştır beni.
Lacan: Sizi bir uzaylı olduğunuza inandıran şey Maleviç’in resmettiği beyaz fon üzerine sızıntı yapan siyah karesidir.
Reich: Metaforik gözlem gücü diyelim.
Lacan: Metafor analdır çünkü bir eksiği başka bir eksikle doldurmak ister. Simgesel değiş tokuş ve tabirimi mazur görün ama 'bok' arasındaki ilişki gibi. Oysa benim sizin üzerinizde iddia ettiğim şey belki de gerçekten uzaylı olduğunuzdur.
Breton: W.Reich’ın uzaylı gibi göründüğüne bakmayın, çünkü o gerçekten bir uzaylı.
Reich: Dildeki mizahi açmazlarınız ve 'yeni başlayanlar için felsefe' tandanslı söz oyunlarınız, ataerkil burjuva dayatmacılığının cinselliğin önünü tıkayarak kendi sermayesini aklama stratejisi karşısında etkisiz kalıyor. Yatakta sevişmek yerine konuşmayı tercih eden Fransız filmleri gibi siz de dil boyutunda geriliyor, atmosfer yaratıyor, boşalıyor ama ne yazık ki gevşeyemiyorsunuz. Kas zırhınızın döktürdüğünüz sözcükler yardımıyla gün geçtikçe daha da okunmaz hale geldiğini söylemeliyim.
Breton: Bu sözcüklerin Troçki’yle birlikte kaleme aldığımız 'özgür sanat, özgür toplum' bildirisi için geçerli olmadığına inanıyorum.
Reich: İçinde 'orgazm' sözcüğü geçmeyen hiçbir bildiriye inanmam.
Breton: Yaşasın sürrealizm!
Reich: O halde yaşasın seksüel politika!
Lacan: Kimsenin sizi duymadığı bir yerde slogan atmanızın altında inandığınız şeye gerçekten inanıp inanmadığınıza ilişkin şüphelerinizi geçiştirme çabası seziyorum.
Reich: Seksüel politika, bilimsel sosyalizmi esas alan bir araştırma disiplini içinde tüm toplumların eş zamanlı orgazm olabilecekleri bir haritanın yazılımındaki en önemli kuramdır.
Lacan: Yazılım ve yazım arasındaki sayısal farkın cinselliğin geri sayımına angaje olduğuna inanıyorum.
Reich: Dilim sürçmüş olmalı, 'yazımındaki' diyecektim.
Lacan: Freud olsa 'özrünüz kabahatinizden büyük' derdi.
Breton: Magritte olsa 'bir pipo bazen yalnızca kötü çizilmiş bir pipo resmidir' derdi.
Lacan: Pipo demişken, aranızda yalnızca Magritte’i sevdim. 'Gerçek' ve 'simgesel' evrenin kesiştiği sarkık lekeyi bulup çıkarabilen tek ressamdır kendisi.
Breton: Bir akşam yemeğinde, güzel karısının boynuna taktığı haç kolye yüzünden tüm aileyi sıra dayağından geçirdiğimi hatırladım birden.
Lacan: Ben bu tepkinizden o kadını çatur çutur düzmek istediğiniz sonucunu çıkarıyorum.
Reich: Oral seksi de unutmayalım lütfen.
Lacan: Zaten seksüel politikanızda ilgimi çeken en dolaysız kuram oral seksle ilgili söyledikleriniz oldu.
Reich: Dile bu kadar önem vermenizden anlamalıydım.
Lacan: Gerçekten de üç hastanıza aynı anda oral seks yaptınız mı?
Reich: Beni karalamak isteyen idealist aktöreci ahmakların aptalca spekülasyonları!
Lacan: Peki ya Amerika’da kurduğunuz gözlem evine civardaki pek çok köylü kadını attığınıza ve onlarla aynı anda orgon akümülatörüne girdiğinize dair kuşkular, hem de çırılçıplak!?
Breton: Yanlış hatırlamıyorsam Cronenberg o aletin ışınlayanını yapmıştı şu sinek öyküsünde...
Reich: Cronenberg’in yaptığı gizemci / psikoseksüel bir zaman makinesi! Benim yaptığım, tam anlamıyla doğabilimsel işlevlere dayalı statik orgazmı toplayan bir elektrik süpürgesi.
Lacan: Peki hakkınızda geliştirilen olumsuz kuşkuları yanıtsız mı bırakacaksınız?
Reich: Haz ilkesini ötekinin hazzına endekslemiş bir histerik gibi konuşmaya başladığınızın farkında olmalısınız.
Lacan: Gariptir ama siz de benim gibi konuşuyorsunuz.
Reich: Beni pornografikleştirerek yok etmeye çalışıyorsunuz.
Breton: Arayı yumuşatmama izin verin. Eski karım Jacqueline’den ayrılma nedenim, basit bir ailevi düzen kaybı değildi. Sorun seks ilişkimizdi daha çok. Lacan’ın iletişimi başarılı bir yanlış anlama olarak değerlendirmesi boşuna değil. Bizim yaşadığımız seks ilişkisi de başarılı bir yanlış anlamanın sonucu olarak...
Reich: Lafı uzatmadan neyin yanlış, neyin başarılı olduğunu söyler misiniz?
Breton: Jacqueline’in uterusu bir mobius şeridiydi.
Lacan: Geri dönüşlü bir seksüel politika!
Breton: Durum düşündüğünüzden de karmaşık. Onun balta altında kırılan odun kalçalarından süzülerek orman ısısı düşünceli kasık kıllarının tam odağında görülen kırılmış ordöv tabağı yarığına girdiğim zamanlar, penisimin, tıpkı bir matkap ucunun kıvrımlarını takip ederek sonunda üzerine binlerce düğüm atılmış bir çamaşır ipine dönüştüğünü görmek inanın tam bir kabustu benim için.
Lacan: Size cinsel ilişkinin mümkün olmadığını söylemiştim.
Reich: Sanki Kinsey Raporu’nu Baudrillard kaleme almış gibi...
Breton: Penisin girme anında zaten çıkmış olduğunu bilmenin kadın üzerindeki iktidarımı ne hale getirdiğini düşünebiliyor musunuz?
Lacan: Mobius şeridi falliktir. Fallik olan bir şeride fallik olan başka bir şerit soktuğunuzda...
Reich: Babanın süperegosuyla karşılaşırsınız.
Breton: Bu şikayetimi o yıllarda Freud, Jung ve Adler’e ayrı ayrı yazdım ve her birinden ilginç mektuplar geldi. Freud durumumu Jung’un çözebileceğini, Jung, Adler’in çözebileceğini, Adler ise kendisine bakan hizmetçi kadının çözebileceğini yazdı. Doğrusu hizmetçiye yazmaktan utandım.
Reich: Çözüm basitmiş aslında. Jacqueline için günde iki kez orgon terapi. Acunsal yaşam enerjisi, mobius şeridini tren yolu haline getirebilecek tek çözüm.
Lacan: Mobius’ta etten bir perspektif yaratma çabalarınız korkarım imkansız. Çünkü zamanın dördüncü boyut olmasına benzer biçimde cinsellik de gerçekliğin dördüncü boyutudur. Bu nedenle vajina nostaljiktir. Sizi her girişinizde bir önceki ilişkide kaybettiğiniz ‘şeyi’ aramaya yönelten statik bir zaman makinesidir. Yani orgon akümülatörünün ters açısıdır.
Reich: Açı ve karşı açı olmadan diyalog da olmaz.
Lacan: Ters açı ve karşı açı arasında tribün farkı olduğunu unutuyorsunuz.
Reich: Kendi kaleme gol atmış gibi görünmeyi severim.
Lacan: FBI: 1 W.Reich:0
Breton: Saussure: 3 Lacan: 2
Lacan: Sartre 1: Breton: 0
Reich: Kant 2: Lacan: Daha da 2.
Etiketler:
André Breton,
Jacques Lacan,
Jean Baudrillard,
Joan Miro,
René Magritte,
Roberto Matta,
Wilhelm Reich
25 Mart 2009 Çarşamba
Hemen Köşede

Miro'nun 'Carnival of Harlequin' re-prodüksiyonuyla bir kız geçiyor önümden... Koca tuvalin, Tom Waits çalmayan barların ya da domuz ticareti yapan bienallerin duvarlarına asılabileceğinden duyduğum kaygıyla çelmeyi takıveriyorum kıza. Uzun süre sendeleyen kız, birkaç adım sonra kapaklanıyor yere.
Ağlamaya başlıyor, yavaş yavaş kalkıyor yerden... Kolundan tutup yardım ediyorum kalkmasına. Yırtık kotunun daha da yırtılmış olduğunu görüyorum. Sağ gözünün altına doyumsuz çocuk sakızlarından biri yapışmış. Sakızın ucunda kırmızı bir karınca, antenlerini havaya kaldırmış... 'Neden' diye soruyor gözleri yaşlı kız, 'neden çelme taktın bana?' Ona Miro'nun ya da başka bir sürrealist ressamın herhangi bir eserini taşıma ehliyeti olmadığı halde utanmadan elindeki tuvalle önümden geçmesinin affedilmez bir hata olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Sonra da cebimden küçük bir kağıt çıkarıp ona bu ehliyeti alması için okuması gereken kitapları not ediyorum. Kız, kan toplamış titreyen parmaklarıyla notu alıp cebine sokuyor. Ağlayan yüzüne renk geliyor ve ardından şaşkın bir ses tonuyla Miro'nun kim olduğunu soruyor. Bu haksız soru karşısında farkında olmadan boğazına yapışıyorum kızın: 'Sen ve senin gibiler, her şeyden haberdar olduğunuzu düşündürüyorsunuz bana. Bunun için biraz asi görünmeniz, biraz asi giyinmeniz yetiyor. Sen ve senin gibiler, 'önceden kazanılmış bilgi merkezi' rolünü oynuyorsunuz. Dolayısıyla bu önceden örgütlenmiş standarta yetişmeye çalışan bir heves olarak herhangi bir şeyi bildiğim anda sizden sonra bilmiş durumuna düşüyorum, bir şeyi öğrendiğimde sizden sonra öğrenmiş olarak yaşıyorum. Çünkü önceden öğrenilmiş standart bilgi kaynağını asla sıfırlayamazsın; konuşmadığın, ağzını açmadığın sürece o kaynak hep oradadır. Şimdi tam da bu 'standart bilgi' saçmalığına alıştırmışken kendimi, sen kalkmış Miro'nun kim olduğunu soruyorsun bana! Miro, tıpkı tanımadığım baban gibi emperyalist bir kimya mühendisi! Senin vücudundan çıkan enzimleri parfümleyerek yapay bir 'önceden bildiği farzedilen özne' kokusu yaratıyor. Her kim bu kokuyu alırsa, onun bilgi motor devir hızı seninkinin yarısına düşüyor! Baban böylesi güzel bir kızı, yani kendi kızını kullanarak ulaşamadığı bilgiyi erkeklerin boş levhasından sökerek kendi ensest levhasına kaydediyor! Sen, 'önceden bildiği farzedilen özne' parfümünle önüme geçmeye çalışan kimyasal bir converse atığısın!'
Kız, titrek burnundan akan nemli sümüğü kendi ördüğü anlaşılan kalın kazağına silip koltuk altını koklayarak uzaklaştı yanımdan. Miro tablosu, üzerindeki çatlaklara rağmen halen plastik kodlarını koruyordu. İç cebimden ergenlik dönemi sırasında kullandığım parfümlerden birini çıkardım. Sonra da tuvali yerden alıp renklerin üzerine doğru hafifçe sıktım. Ana renklere üç kez, ara renklere sadece iki...
24 Eylül 2008 Çarşamba
Miro ve Tactile Deney
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
































