Kısa Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kısa Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2015 Pazartesi

A Simple Wish


Tartışmasız, izlediğim en iyi kısa filmlerden biri!

Yapım Yılı: 1978

Süre: 4'20''

Türü: 2D Animasyon

Genre: Fütüristik - Melodram

Yapımcı: Tovarishch Lenin

Yönetmen: Tovarishch Brezhnev

Görüntü Yönetmeni: Tovarishch Chernenko

Kurgu: Spontaneously Overtonal

Müzik & Senaryo: Camarade De Geyter avec la participation d'Eugene Edine Pottier

Oyuncular: Tovarishch Anonymous.

Dağıtım Hakları: Escort Katya +7 (925) 529 4* **

Kısa Sinopsis: Yeni anayasayı kutlamak için maddeci-tarihsel bir kuantum mucizesiyle kendilerini parlemento binasında bulan bir grup rütbeli, o sırada aniden dillerine takılan bir şarkıyla hipnotik-ensest bir vecd düzeyine gerileyerek primordial rahim tecrübesini (30 Aralık 1922 - 21 Ocak 1924) yeniden yaşamanın fonetik hazzına nail olurlar. Tarihin bir ucunda icra edilen bu müzikal ibadet, acaba yıllar sonra bir başka ülkede yapılan seçim sonuçlarını etkileyecek midir?

31 Mayıs 2014 Cumartesi

United We Stand



Ey Tan! Issız bir adaya düşseydin eğer, yanında götüreceğin kısa film hangisi olurdu diye sorsaydınız, tereddüt etmeksizin paylaşmış olduğum ve milyon yıl önce izlemiş olduğum bu filmi seçerdim. Adına 'kadın' denen bir 'öteki' tarafından önce altı ve sonrasında üstü çizilen varoluşsal yazgımı daha iyi anlatacak bir sahne çekilmedi yazık ki... 'Kadın' ve 'yazgı' kavramları çok mu metafizik, çok mu uzak geldi günün anısına? O halde filmdeki turist 'kadın'ı kadın olmaktan çıkarıp ona kurtarılması gereken toplumsal bir değer yükleyin. Beni de özenle parçalayıp devrimci-öfkeli kendinize, sizlere dönüştürün. Bir de böyle izleyin. Biliyorum, zamanınız değerli ama gene de izleyin. Sonuna dek izleyin, kurtaramadıkça yere-batan bedenlerinizin kaçınılmaz mizahı adına. 

13 Ağustos 2013 Salı

Alfabetik Düşler


ALFABETİK DÜŞLER (HQ) - 2003

Senaryo & Yönetmen: Tan Tolga Demirci

Yapımcı: Kadir Kılınç

Görünenler: Kemal Okur, Banu Fotocan, Sedat Kalkavan, Derya Durmaz, Beria Atamtürk, Ridade Tuncel, Serkan Bayram, Elif Yuvayapan, Ayşe Alagöz, Orçun Behram, Pelin Üner, Mahir Cura

Görüntü Yönetmeni: Tan Tolga Demirci

Yönetmen Yardımcısı: Orçun Behram

Kurgu: Tan Tolga Demirci

Süre: 20'11''

Sunum: Alfabenin gösterenleri ve gösterilenleri arasında yaratılan irrasyonel kısa devre.

Gösterildiği Etkinlikler:

- 3. IF Bağımsız Film Festivali, En İyi Film
- 3. IF Bağımsız Film Festivali, İzleyici Ödülü 
- 2. Yıldız Kısa Film Festivali, En İyi Deneysel Film 
- 41. Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Deneysel Film 
- 41. Antalya Altın Portakal Film Festivali, Halk Jürisi Ödülü 
- 3. Bursa Kısa Film Festivali, Tüm Zamanların En Çok Etki Bırakan Kısa Filmi 
- 16. Ankara Ulusal Kısa Film Festivali 
- 1. Amsterdam Kısa Film Festivali 
- Düseldorf Modern Sinema Müzesi 
- Urbini Kısa Film Festivali 
- European Short Film Biennale, Ludwigsburg
- 4. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali, Tan Tolga Demirci Retrospektifi 
- Bursa Tayyare Kültür Merkezi, Tan Tolga Demirci Retrospektifi 
- 17. İstanbul Kısa Film Günleri, Tan Tolga Demirci Retrospektifi 
- İstanbul Modern, Tan Tolga Demirci Retrospektifi 
- IFSAK, Tan Tolga Demirci Retrospektifi 
- ODTÜ SiTop, Tan Tolga Demirci Retrospektifi  
- Ankara Sinema Derneği, Tan Tolga Demirci Retrospektifi 

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Prag'a Ne Dersin?


PRAG'A NE DERSİN? (HQ) - 2002 

Senaryo & Yönetmen: Tan Tolga Demirci

Yapımcılar: Kadir Kılınç, Alpogan Erdoğan, Ayşe Alagöz

Oyuncular: Nilüfer Açıkalın, Kemal Okur, Gözde Gülensoy

Görüntü Yönetmeni: Tan Tolga Demirci 

Yönetmen Yardımcısı: Serkan Bayram

Kurgu: Tan Tolga Demirci

Süre: 9'53''

Sunum: Aşağıdaki filmlerden hangisi Tan Tolga Demirci'ye ait değildir' şeklinde bir soru sorulsaydı, beni tanıyanlar Prag'a Ne Dersin'i ve beni tanımayanlar yine Prag'a Ne Dersin'i işaretlerdi. Aslına bakılırsa doğru yanıttan ben de emin değilim. Filmi yazmadan önce kafamda dönüp duran tek şey, 'karı-koca' birbirlerini görmeksizin bir evlilik öyküsü çekilip çekilemeyeceği üzerineydi. Sanırım film, bu takıntımı biraz olsun doyurdu. Çekimleri ve kurgusu beş hafta içinde tamamlanan 'Prag'a Ne Dersin', özellikle senaryo ve izleme aşamasında kendimi özgür hissedemediğim tek kurmaca filmimdir.

Gösterildiği Etkinlikler:

- 15. Ankara Ulusal Kısa Film Yarışması, En İyi Film 
- 25. IFSAK Kısa Film Festivali
- 4.Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali, Tan Tolga Demirci Retrospektifi 
- Bursa Tayyare Kültür Merkezi, Tan Tolga Demirci Retrospektifi 
- 17. İstanbul Kısa Film Günleri, Tan Tolga Demirci Retrospektifi

10 Ağustos 2013 Cumartesi

Entrechat



ENTRECHAT (HQ) - 2012

Senaryo & Yönetmen: Tan Tolga Demirci

Yapımcı: Juliet Tombaz

Oyuncular: Ali Düşenkalkar, Zeynep Kaçar, İlker Güler, Serdar Yeğin

Görüntü Yönetmeni: Ege Ellidokuzoğlu

Yönetmen Yardımcısı: Gökhan Yıldırım

Müzik: Semih Tareen

Kurgu: Tan Tolga Demirci

Sanat Yönetmeni: Pınar Yatarkalkmaz

Kostüm: Ayşe Milli

Panter Operatörü: Salih Polat

Işık: Erkol Cevahiroğlu

Ses: Ercan Küçük, Naim Kavur

Set Fotoğrafı: Gökçe Pehlivanoğlu

Animasyon: Diren Ayhan

Obje Tasarım: Serkan Ağırgöl

Süre: 14'39''

Sunum: Entrechat figürü, aynı zamanda senaryoyu yazmama neden olan iki anafikrin metaforu. İlki, bir kız kardeşim olduğu gerçeğinin benden uzun yıllar saklanmış olduğuna dair çocukluk paranoyamı, ikincisi ise anne babamın, gerçek anne babam olmadığı yönündeki hezeyanımı esas alıyor, yani öksüzlük kompleksini... Sıçrayış anı ve figür, bu iki durumun duyumunu temsilen gerçekleşiyor.

Gösterildiği Etkinlikler:

- Massrome Uluslararası Kısa Film Festivali
- 24. İstanbul Uluslararası Kısa Film Festivali
- 2. Fantasturca, Fantastik Filmler Festivali

8 Ağustos 2013 Perşembe

Erses Apt. No: 8


ERSES APT. NO: 8 (HQ) - 2003

Senaryo & Yönetmen: Tan Tolga Demirci

Görünenler: Merve Artan, Orçun Behram, Burçin Behram, Ebru Yıldız, Tan Tolga Demirci

Görüntü Yönetmeni: Tan Tolga Demirci

Yönetmen Yardımcısı: Orçun Behram

Kurgu: Tan Tolga Demirci

Süre: 9'40''

Sunum: Birinin çocukluğunu geçirdiği evi 'lanetli' olarak nitelemesi ve dahası yıllar sonra bu evden bir kısa film çıkarabilmesi, evden çok, o filmi çeken kişinin çocukluğuna bulaşan lanetin bir göstergesi olarak düşünülmelidir.

Gösterildiği Etkinlikler:

- 4. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali, Tan Tolga Demirci Retrospektifi
- IFSAK, Tan Tolga Demirci Retrospektifi
- Bursa Tayyare Kültür Merkezi, Tan Tolga Demirci Retrospektifi
- İstanbul Modern, Tan Tolga Demirci Retrospektifi
- ODTÜ SiTop Sinema Günleri
- 15. Ankara Ulusal Kısa Film Festivali
- 17. İstanbul Kısa Film Günleri, Tan Tolga Demirci Retrospektifi
- 26. IFSAK Kısa Film Festivali
- Ankara Sinema Derneği, Tan Tolga Demirci Retrospektifi 

6 Ağustos 2013 Salı

Felix Und Scorpion



FELIX UND SCORPION (HQ) - 2007

Senaryo & Yönetmen: Tan Tolga Demirci

Yapımcı: Gökhan Ünlü

Oyuncular: Ali Uyandıran, Zeynep Kaçar, Mine Tugay, Merve Artan, Peter Gallagher

Görüntü Yönetmeni: İlker Berke

Yönetmen Yardımcısı: Tuba Çukurbağlı

Müzik: Semih Tareen

Kurgu: Tan Tolga Demirci

Obje Tasarım ve Animasyon: Tan Tolga Demirci

Set Fotoğrafı: Gökçe Pehlivanoğlu

Süre: 18'19''

Sunum: Margaret Thatcher'ın ayakkabısıyla Karl Marx'ın yazmaya çalışıp da yarım bıraktığı 'Felix Und Scorpion' isimli edebi yapıt arasındaki kısa devre ve sonrasında meydana gelen diyalektik döngü, Reich'ın 'seksüel politika' düşüncesinin gerçeküstü bir biçimde ajitasyona dönüştürülmesi üzerinden anlatılıyor. 

Gösterildiği Etkinlikler: 

- 44. Antalya Altın Portakal Film Festivali
- 2. Bursa İpek Yolu Film Festivali
- Ankara Sinema Derneği, Tan Tolga Demirci Retrospektifi 
- Austuria, Festival of Nations
- ODTÜ SiTop Sinema Günleri
- IFSAK, Tan Tolga Demirci Retrospektifi 

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Kendiliğinden Öyküler


KENDİLİĞİNDEN ÖYKÜLER (HQ) - 2003

Senaryo & Yönetmen: Tan Tolga Demirci

Yapımcı: Kadir Kılınç

Oyuncular: Yeliz Görgülü, Alison Kemp, Serkan Şen, Kemal Okur, Serkan Bayram, Yasemin Yalçınkaya, Tan Tolga Demirci

Görüntü Yönetmeni: Tan Tolga Demirci

Yönetmen Yardımcısı: Orçun Behram, Serkan Bayram

Kurgu: Tan Tolga Demirci

Süre: 12'02''

Sunum: Uzun zamandır plastik sanatlardaki kolaj düşüncesini yansıtan bir senaryo yazmayı düşünüyordum. Bu düşünceyi uygulamaya koymamda bana yardımcı olan şey ise o sıralarda yaşadığım odaklanma sorunu oldu. Epizodik öykü anlatma hastalığına ilk yakalandığım film olan 'Kendiliğinden Öyküler', işte böyle bir düşünsel sürecin sonunda ortaya çıktı. Ayrı dillerin bir araya gelmesi, farklı sahnelerin bir araya gelmesi düşüncesinin tanımını koyulaştırsa da filmde ilgisiz dilleri kullanmamdaki en önemli neden, izleyiciyle oyuncu ve oyuncu ile kendi öyküsü arasındaki mesafeyi açmak arzusuydu. 7 sahneden oluşan, çekimleri ve kurgusu 1 ay içerisinde tamamlanan Kendiliğinden Öyküler, analizanın dirençleriyle birlikte ortaya çıkan imgeler üzerine kurulu. 

Gösterildiği Etkinlikler:

- 15. Ankara Ulusal Kısa Film Yarışması
- Bursa Tayyare Kültür Merkezi, Tan Tolga Demirci Retrospektifi
- IFSAK, Tan Tolga Demirci Retrospektifi 
- 4. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali, Tan Tolga Demirci Retrospektifi
- İstanbul Modern, Tan Tolga Demirci Retrospektifi
- 17. İstanbul Kısa Film Günleri, Tan Tolga Demirci Retrospektifi
- ODTÜ SiTop Sinema Günleri
- Ankara Sinema Derneği, Tan Tolga Demirci Retrospektifi 

1 Ağustos 2013 Perşembe

Hayatımın Özeti



HAYATIMIN ÖZETİ (HQ) - 2002

Senaryo & Yönetmen: Tan Tolga Demirci

Görüntü Yönetmeni: Tan Tolga Demirci

Görünenler: Serhan Cengiz, Tan Tolga Demirci, Ayşe Alagöz, Deniz Kumbaracıbaşı, Ebru Yıldız

Kurgu: Tan Tolga Demirci

Süre: 9'25''

Sunum: Hayatımın Özeti, seks, psikanaliz ve politika kavramlarını, onların gerçeküstü açılımlarıyla buluşturan ve bu süreçte kişisel bilinçdışını estetik bir araç olarak kullanan bir çalışma. Bu filmde adı geçen kişiler, konu edilen olaylarla rasyonel olmayan bir ilişki içine sokularak yaşadığım hayatı olması gerekenden daha 'incelikli' bir gerçeklik düzlemine taşıyor. Filmin amacı, öyküyü, mekan ve zamandan soyutlayarak, söz konusu gerçeklik düzleminin gerçek olmadığına izleyiciyi inandırmak üzerine kuruludur. Wilhelm Reich'ın hayatıma giren kadınlara olan uzaklığı ne ise filmin izleyiciye olan uzaklığı da odur.

Gösterildiği Etkinlikler:

- 25. İFSAK Kısa Film Yarışması - En İyi Deneysel Film
- 15. Ankara Ulusal Kısa Film Yarışması
- 4. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali, Tan Tolga Demirci Retrospektifi
- Ankara Sinema Derneği, Tan Tolga Demirci Retrospektifi
- 17. İstanbul Kısa Film Günleri, Tan Tolga Demirci Retrospektifi
- İstanbul Modern, Tan Tolga Demirci Retrospektifi
- ODTÜ SiTop Sinema Günleri
- Bursa Tayyare Kültür Merkezi, Tan Tolga Demirci Retrospektifi
- IFSAK, Tan Tolga Demirci Retrospektifi

Klecks


KLECKS (HQ) - 2004 

Senaryo & Yönetmen: Tan Tolga Demirci 

Oyuncular: Heather Anderson, Diana Knight, Teoman Kumbaracıbaşı, Merve Artan, Alison Kemp, Zeynep Kaçar, Sedat Kalkavan, Metin Bozkurt

Görüntü Yönetmeni: Tan Tolga Demirci

Yönetmen Yardımcısı: Alican Aktürk, Refik Anadol 

Kurgu: Tan Tolga Demirci

Sanat Yönetmeni: Teoman Kumbaracıbaşı 

Sunum: Hermann Rorschach'nın, 1920'li yıllarda uygulamaya koyduğu mürekkep leke testinden hareketle, 5 lekenin 5+1 öyküye dönüşmesini anlatan film.

1.öykü: Mistik görüntü, gerçek görüntünün 'değil'idir ve bu yüzden kara kutuya ters yansır. 
2.öykü: Cinayetin estetize edilmesi, cinayeti ortaya çıkaran nedenin estetize edilmesidir. 
3.öykü: Ayrılık kaygısından kurtulabilmenin tek yolu ayrılmaktır. 
4.öykü: Kapalı devre analojilerde bir balığın kılçığı, balığın kendisinden daha güçlüdür. 
5.öykü: Evrensel yineleme nevrozu dünyanın kendi etrafında dönüşüdür.

Süre: 13'04''

Gösterildiği Etkinlikler: 

- 16. Ankara Ulusal Kısa Film Yarışması
- 3. Signes De Nuit Kısa Film Festivali
- 1. Amsterdam Kısa Film Festivali 
- Resfest Dijital Kısa Film Yarışması
- Düseldorf Modern Sinema Müzesi 
- Urbini Kısa Film Festivali
- Milano Kısa Film Festivali
- Beyrut Kısa Film Festivali 
- Sydney Kısa Film Festivali
- Ankara Sinema Derneği, Tan Tolga Demirci Retrospektifi 
- Litvanya Kısa Film Festivali 
- Pompidou Center Kısa Film Festivali 
- İrland Cork Film Festivali 
- European Short Film Biennale Ludwigsburg 
- Refect Festival Rotterdam
- 17. İstanbul Kısa Film Günleri, Tan Tolga Demirci Retrospektifi
- İstanbul Modern, Tan Tolga Demirci Retrospektifi
- ODTÜ SiTop Sinema Günleri
- Bursa Tayyare Kültür Merkezi, Tan Tolga Demirci Retrospektifi
- IFSAK, Tan Tolga Demirci Retrospektifi 

6 Aralık 2012 Perşembe

Tan Tolga Demirci'nin 'Entrechat' Filmi ve Röportaj


Soru: Sanırım kafanız iyi.

Yanıt: Muhtemelen.

Soru: O hale söyleşiye Entrechat'ın kelime anlamı ile başlayalım.

Yanıt: Entrechat bir bale figürü. Dansçının sıçrama sonrası yer çekimine karşı geldiği noktada bacaklarını çapraz duruma getirmesi.

Soru: Filmle kurduğu ilişkiyi merak ettim.

Yanıt: Film de yerçekimine karşı bir uzay mekanda geçiyor. Karakter ve paravan dışındaki her yer karanlık, sonsuz.

Soru: Peki sıçrayış?

Yanıt: Entrechat figürü, aynı zamanda senaryoyu yazmama neden olan iki anafikrin metaforu. İlki, bir kız kardeşim olduğu gerçeğinin benden uzun yıllar saklanmış olduğuna dair çocukluk paranoyamı, ikincisi ise anne babamın, gerçek anne babam olmadığı yönündeki hezeyanımı esas alıyor, yani öksüzlük kompleksini... Sıçrayış anı ve figür, bu iki durumun duyumunu temsilen gerçekleşiyor.

Soru: Nasıl bir sıçrama bu?

Yanıt: Uzay mekandan taşan mavi, kırmızı ve beyaz bir sıçrama.

Soru: Filmi yalnızca renkleri ile izlediğimde, aklıma Godard'ın 60'lı yıllarda yaptığı filmler geliyor.

Yanıt: Ben daha çok yamyamlık, infantilizm ve tutku arasında bir renk ayrılığı olsun istedim. Bu açıdan film, Godard'ın renk anlayışından çok Jacques Cousteau'nun tat anlayışına yakın.

Soru: Nasıl yani?

Yanıt: Tatlı ve tuzlu okyanus suyunun birbirine karışmaması gibi, filmdeki renkler de birbirine karışmıyor. Sizce yeterince kutsal değil mi?

Soru: O halde renklerin anlamını sormalıyım.

Yanıt: Hayır sormamalısınız.

Soru: O zaman bana bir şeker borçlusunuz!

Yanıt: İnsanların dikkatini en çok çeken şey oldu.

Soru: Şeker mi?

Yanıt: Evet! Fallik, hipnotik, infantil, lunapark şekeri! Hatta öyle ki çekimler tamamlandıktan sonra onu bir daha gören olmadı. Sanırım şekeri içimizden biri arakladı.

Soru: Hırsızlık yani!

Yanıt: Muhtemelen.

Soru: Peki onu suçluyor musunuz?

Yanıt: Elbette hayır! Yaptığı hırsızlık, filmi anladığını gösteriyor.

Soru: Sizin için anlaşılıyor olmak önemli mi?

Yanıt: Filmde anlaşılacak bir şey yok. Ne kadar anlam üretirseniz filmden de o kadar nefret edersiniz.

Soru: O halde her şeyi rastlantıya bıraktınız.

Yanıt: Elbette hayır! Filmdeki babanın gözlerine bakın. O size doğru yolu gösterecektir.

Soru: Yazık ki filmin ikinci yarısında yok.

Yanıt: Kralın tahtına oturan başka biri var oysa ki. Onu 'babanın adı'ndan nasıl ayırabilirsiniz?!

Soru: Peki ya annenin acizliği?

Yanıt: Kafatasındaki böcekleri sayıyor. Umutsuz değil.

Soru: Delikanlının şaşkınlığı?

Yanıt: Yalandan.

Soru: İlaç kapsülleri?

Yanıt: Avuca gelen stilistik patriotlar. Vatanseverliğin 'üç renk' narsisizme dönüşmesi.

Soru: Fotoğraf makinesi?

Yanıt: Obtüratör mekaniği istila edilmiş, kontrolden çıkmış! Defolu fütürizm.

Soru: Paravan?

Yanıt: Anıyı örterek anının kendisine dönüşen ana gösteren. Travmatik arketip!

Soru: Yamyamlık gibi.

Yanıt: Kesinlikle! Filmin başındaki yemek ritüeline bakın. Ebeveynler, delikanlının kız kardeşini afiyetle yiyorlar.

Soru: Bir daha tavuk yemeyeceğim!

Yanıt: Aile yemeklerine de geç kalmayın lütfen.

Soru: Peki paravanın arkasında ne var?

Yanıt: Bu sorunun yanıtını bilseydim filmi çeker miydim?

Soru: Sahnenin sonunda delikanlı, şekerin sapıyla paravan bezini yırtarak sınırın ardına geçiyor.

Yanıt: O halde sorunuzu ona sorun. Muhtemelen paravanın ardında ne olmadığını yalnızca o biliyor.

Soru: Peki filmi Türkiye'deki festivallere gönderdiniz mi?

Yanıt: Yalnızca tek bir festivale, yazık ki.

Soru: Neden yazık?

Yanıt: Adına 'karar mekanizması' denen ve röntgenciliğin hakkını hakkıyla verememiş, ağzı kulaklarına dek yırtık aksak zihinlere fantezi dünyamı açtığım için.

Soru: Bunu duysalardı hiç şüphe yok ki ödül alamadığınız için tipik bir serzeniş içerisinde olduğunuzu iddia ederlerdi.

Yanıt: Akademik anlamda konuşursak filmden bir bok anlamadılar. Ancak ortada halihazırda anlaşılacak bir şey yoktu zaten. Filmi izlerken en yanlış yerlerini, yani kafalarını kullandılar.

Soru: Bu bana Demirkubuz'un Adana jürisine olan isyanını hatırlattı.

Yanıt: Filmlerini sevmesem de Zeki isyanında haklı.

Soru: Ama siz de bir sürü festivalde jürilik yaptınız.

Yanıt: Kafasını kullanmadan karar veren birilerine ihtiyaç var. Ben bu ihtiyacı gideriyorum. Duygusu sömürüye uğramış adalet simülatörlerine antidot olarak işlev görüyorum.

Soru: Uzun yıllar yarışmalarda pek çok ödül kazandınız. Siz mi değiştiniz yoksa karar mekanizması mı?

Yanıt: 'Sosyal gerçekçilik' patlaması bu ülkenin tüm üretim disiplinini yok ediyor. Kısa filmler 'sosyal sorumluluk projesi' değildir. Eğer slogan atmak istiyorsanız gidin reklam çekin. Kısa filmin sahip olduğu oyun alanını rahat bırakın!

Soru: Duyan da apolitize-marjinal biri olduğunuzu sanacak.

Yanıt: Keşke öyle olabilseydim.

Soru: Diğer söyleyiş biçimlerini yok etmeye dair faşizan bir tavrınızın olduğunu düşünmeden edemiyorum

Yanıt: Hepsi tezgah! Formülü vereyim mi size: Etnisist ya da siyaseten toplumcu içerik + minimalist formalizm! Bu formülü uygulayıp da ödül almamanıza imkan yok.

Soru:  Daha açık olmak gerekirse?

Yanıt: Başkasının gözünden kendinizi izlediğinizde anlattığınız her şeyi yok edersiniz. Ödül alanların yaptığı da bu; kendilerini başkalarının gözünden yargılayarak film çekiyorlar. O yüzden ortaya sistem eleştirisi değil, sistemin bizatihi kendini büyük bir iştahla eleştirdiği sado-mazoşistik bir tezgah çıkıyor. Jüri de ikinci el standart vicdanını seferber ederek vermiş olduğu ödüllerle bu tezgahı cilalıyor. Yine akademik dille konuşacak olursak, tam bir salak gibi davranıyor. Bu dalaverenin içinde olmayacağım bundan sonra.

Soru: Bir daha film çekmeyeceksiniz yani?

Yanıt: Daha kötüsü, film çekip çekmediğimi asla bilemeyeceksiniz.

Soru: O halde çektiğinizi bildiğimiz filme dönelim tekrar.

Yanıt: Hayır dönmeyelim. Filmle ilgili daha fazla söz söyleyip de ürettiğim her şeyi sonu belli olan bir evlilik programına dönüştürmek istemiyorum. Şu anda Entrechat, dünyanın pek çok yerinde yarışma halinde. Oysa ben, aniden gelen bir felç gibi hiç de standart olmayan bir kural ihlali yaparak filmi sosyal medyada paylaşıma sunuyorum. Rica ederim ispiyonlayınız beni.

Soru: Öyleyse sözün sonu.

Yanıt: Öyleyse.

4 Haziran 2012 Pazartesi

Entrechat

Kısa filmim Entrechat, 8 Haziran günü Roma'da (Acquario Romano - Casa Dell'Architettura), saat 22:30'da izlenebilir.

11 Ocak 2012 Çarşamba

Entrechat


Kısa filmim Entrechat'ın çekimleri tamamlandı.