Jean Claude Lauzon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jean Claude Lauzon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2015 Salı

Bianca, Mon Amour


Palermo'ya kelimenin tam anlamıyla kafa üstü düştüğüm ilk saatlerde, neyse ki şehrin geri kalanıyla hiç de uyumlu olmayan bir duvarda 'Bianca & André' yazısıyla karşılaştım.

Bianca... Şans eseri çekilmiş bir filmde (Léolo) şans eseri tanıştığım (1998) Sicilyalı sevgilim, yalnızlığım tarafından körkütük aydınlanan ve kime ait olduğu belli olmayan arzumun geçmişe uzayan gölgesi.

Bianca, aşkım. Benim güzel, tek aşkım...

Léolo... Sözü ele geçirerek kendi suskunluğuna hapseden, herkesin unuttuğu ama hatırlıyormuş gibi yaptığı anonim rüya. Yaşadığı her şeyi kırık plaklara kaydeden erken ölüm.

Léolo, aşkım. Benim güzel, tek aşkım...

André... Bianca'nın altında, bedenimin üzerinde, tereddüt ve geride bırakılan arasında bir yerde, tıpkı bir ruh gibi kendini çağıran sürekli refleks.

André, aşkım. Benim güzel, tek aşkım...

2 Temmuz 2011 Cumartesi

Dipnotlar



* Bugün, Saint-Étienne'den gelen bir kargo paketinden eskimiş yeşil bir posta kutusu çıktı. Üzerinde Fransızca 'bebek morgu' yazıyordu.

* Bonnie Tyler'ın 'Total Eclipse of the Heart' şarkısı, korku filmlerinde karnı aç ölen Hıristiyan demokrat kadınları hatırlatıyor.

* Yakın bir kız arkadaşımın sütten kesilmesini şöyle kutladık: Kızın göğüslerini, ikinci dünya savaşından kalma bir fünyeyle patlattık ve göğüslerin içinden onlarca renkte konfeti ve Mussolini fotoğrafı fışkırdı.

* Jean-Claude Lauzon'un 'Leolo' filminin Yugoslav versiyonu, Goran Paskaljevic'in 'Varljivo Leto 68' isimli filmi.

* İnsanlara 'kavramlar' kadar iyi davranamadığımın farkındayım.

* Mummy Calls'ın 'Beauty Has Her Way' şarkısı, annemin makyaj masasında unuttuğu bir video kaseti hatırlatıyor: Repulsion by Polanski.

* Bunca yıldır ve onca erkek oyuncu arasında kendimi yalnızca Fernando Rey'le özdeşleştirebilmiş olduğuma inanmak güç.

* Dün gittiğim barda, yan masada oturan kadın, yarısına kadar içilmiş konyak ve sigara istediğini söyledi.

* Slogan atmak ve erken boşalmak arasında bir benzerlik var, 'Twitter' sayesinde bunu daha net anlamış oldum.

* Antonin Artaud'nun 'jest'i, Brecht'in 'gestus'una yeğdir.

* Talk Talk'ın 'Renee' şarkısı, 'The Fly' filmindeki Geena Davis'in aniden incelen DKNY marka siyah çoraplarını hatırlatıyor.

* Katatonik şizofrenlerle çalışın, devamlılık hatası yapmayın!

* Cinsel siyasete yürekten bağlı, kara mizahi Marksist Luc Moullet'nin erken dönem filmleri özellikle izlenmeli.

* Paranoid işitsel bilgi, bilimsel bilgiden güçlüdür.

* Devlet sansürüne karşı stratejisini yapılandırmış, kendi çapında formalist-sembolist İran sinemasından başından beri nefret ettim.

* Divinyls'in 'Pleasure and Pain' şarkısı, tatil köylerinin dans pistlerine bana çarpan ama kendilerinden özür dileyen kadınları hatırlatıyor.

* Erkek bedeninde eksik olan bir kemik var: 'Fren Kemiği'... Bunca tecavüzün olma nedeni, olsa olsa vücuttaki bu eril-filogenetik eksiktir.

* İnşaat işçilerinin parmaklarını yiyerek kilo dengesini koruyan zengin bir Türk kadını tanıyorum. Çekeceğim film için beni desteklememişti.

* Catherine Leiris tehlikeli bir isim, Michel Leiris ismini çağrıştırsa bile. Bu kadını gördüğünüz yerde gazeteden yapılma maskelerinizi takın!

* Çulsuz film yapımcıları yüzünden kafayı fazladan çalıştırmanın ne olduğunu iyi biliyorum. Ne kadar genel görürseniz o kadar harcanırsınız.

* Pat Benatar'ın 'Love is a Battlefield' şarkısı, tenis sonrası yüzü, siyaseti alınmış Leningrad kızılına dönen ilk aşkımı hatırlatıyor.

* Babalarını iştahla sindirememiş oğlan çocukları için intihar kentleri kurulmalı, özellikle de Adan Jodorowsky gibiler için!

* Sadece Absinthe içtiğimde itiraf ettiğim şöyle bir gerçek var: 'Le Sang d'un Poète' filmini, 'Un Chien Andalou'dan çok seviyorum!

* Şoförün tersinde yolculuk etmek, doğum travmasını azdırır. Bu yüzden sinemadaki 'geri kaydırma' hareketi kesinlikle yasaklanmalıdır.

* Çek sinemasını ölümsüzleştiren dört 'J' kuralı: 1) Jan Svankmajer 2) Jaromil Jires 3) Juraj Herz 4) Juraj Jakubisko

* Al Jarreau'nun 'Moonlighting' şarkısı, patates-köfte ve çocukluk duşlarımda gözlerimi yakan babamın tıbbi şampuanlarını hatırlatıyor.

21 Şubat 2010 Pazar

Marie-Soleil Tougas


Yönetmen Jean-Claude Lauzon ile birlikte uçak kazasında yaşamını yitiren Marie-Soleil Tougas...

Ölü kadınlara duyduğum kıskançlık, bu merhumun yüzünde kaçınılmaz bir gerilime neden oluyor. Kendi çocukluğunu dişlerken vurgun yiyen ve asimetrik kalan diş yapısı ile ondan türeyen şu epizotik gülümseyiş, bu bulaşıcı varlığın tüm sırlarını apaçık ortaya koyuyor. 

Uçak düşerken ne hissettin? Çığlık atarken elin nerdeydi? O sırada en çok hangi uzvun terledi? Hiç şüphe yok ki sorulan sorunun ölümle girdiği doğrudan ya da dolaylı ilişki, o soruyu da acımasız bir pornografik meraka dönüştürüyor. 

Yere fırlatılmış bir boyama kitabına basmamak için yan çizen ve kendi ölüm haberini başkasının gazetesinden okuyan merhamet arketipi gözler... 

Marie-Soleil Tougas! Ölürken kendine poz vermek ne kadar zormuş.

20 Şubat 2010 Cumartesi

Léolo



1997 yılında, oyuncu sevgilisiyle birlikte uçak kazasında ölen yönetmen Jean-Claude Lauzon, bu müthiş filmle şiire bulaşmaksızın nasıl şiirsel bir film yapılabileceğinin formülünü bıraktı bize.

Formül: Söz ile özneyi eşlemek yerine, söz ile nesneyi eşlemek. Böyle bir denklemde, görselin vazgeçilmez temsili olan nesne, çok geçmeden sözü ele geçirerek onu kendi suskunluğuna hapsedecektir. Şiirsel olan, suskunlukta gizlidir...

Sahne özeti: Sevgi ve nefretin eyleme konma aşamasında duyulan korku gericidir. Başka bir kadın sevmek yerine aynı kadını yeniden sevmeyi öğütleyen o korku, kas ve kişilik zırhlarını örgütler. Ancak aslolan, kişilik zırhının kas zırhından güçlü ve bir balığın, kılçığından daha savunmasız olduğu gerçeğidir.