16 Şubat 2010 Salı

Bundan Böyle Sonsuza Kadar Yaşayacağız



Ontolojik yarıktan giriş, harakiri yarığından çıkış yapılır. Gerçi bu kutsal ontolojik yarığın (biyolojik cennetin anahtarı) yanında, muhafazakar harakiri yarığından (yırtık suçluluk kası) söz etmek bile aptalca.

Bayanlar baylar! Hisayasu Sato, ayrılık kaygısının binlerce yıldır bilinen ancak kolektif olarak bastırılagelen reçetesini görselleştiriyor.

15 Şubat 2010 Pazartesi

Schroeder'e Mektup





Sevgili Barbet Schroeder, bunca yıldır takıntılarından hiçbir şey kaybetmemiş olduğuna sevindim. 10 De Palma gücünde olduğunu, Zulawski'ye yetişmek için yeterince zaman kaybettiğini, Ferrara'nın erken dönemiyle gözü kapalı aşık atabileceğini, aynı kadınla yatsaydınız Polanski'den daha tahrikkar işler çıkarabileceğini ve Hollywood'un hizmetinde çektiğin dramaların son yarım saatini elinden geldiğince bok ettiğini biliyorum.

Ama takıntılar Schroeder, ah o takıntılar, yakamızı bırakmıyor değil mi? Gel bir anlaşma yapalım. Sen bana Maîtresse + Single White Female'in kamera arkalarını ver, ben de sana 'Torture Garden'a iki kişilik davetiye ayarlayayım.

9 Şubat 2010 Salı

Histoire de l'oeil



İdeal benlik: Baktığın yerden hareketle bakılan 'şey' ile özdeşlik.
Benlik ideali: Bakılan 'şey'den hareketle baktığın yer ile özdeşlik.

Örnek:

İdeal benlik: Araba kullanırken kendini James Dean gibi hissetmek.
Benlik ideali: Araba kullanırken James Dean tarafından gözetlendiğini hissedip vitesi stilistik bir manevrayla beşe takmak.

PS: James Dean laf olsun diye verilmiş bir karakter örneği. Asıl aklımdan geçen isim Fernando Rey idi.

5 Şubat 2010 Cuma

Eclipse


Güneş tutulması: Arzularınız benimle kendiniz arasına girer. Tam yedi ay sürer.

Ödünüz patlıyor gölgenize dokunmaktan değil mi? Devam edin korkmaya. Fassbinder yalan söylemiş. Korku ruhu kemirmez, tersine besler. Night nasılsa is young. Siz nasılsa are independent.

Ay tutulması: Bağımsızlığınızı esas alan pek değerli çatışmalarınız, kendilik ile kendiniz arasına girer. Ne kadar süreceği sizin kararınızdır.

Boş bırakılan yerlerinizi doldurmak için daha kaç mesafe 'zaman' gerekiyor? Öyle ya, bir vücutluk açık yarayla dolaşmak kolay değil. Her rüzgar, avazı çıktığı kadar bağırtır adamı! Bir mevsim gücünde düşen her yaprak, sizi daha çok yaklaştırır ölüme!

Beni dinleyin, siz en iyisi ne güneşe, ne de aya tutulun. Salıverin haksızca zaptettiğiniz gölgenizi bencil yaşamınızdan. Takdir buyurduğunuz üzere, bağımsızlık adına yalnız kalma hakkını kullanmak koşuldur. O halde sıyrılın yansımanızdan. Nasılsa yaralı gölgenize sahip çıkacak başka biri bulunur. Duvarlardan da uzak durun. Tencere, ocak, üzerine yansıyacağınız ne varsa bir an önce kaldırıp atın.

Oh, bir atımlık bağımsız kadınlar! Oh, uygarlığın turnusol kağıdında kararlarını kırmızıya dönüştüren evcil kadınlar! Oh, bastırdıkça vücuduna kan yerine buzlu kokain pompalayan medeni kadınlar! Tıpkı Faust gibi cesaretini şeytana satanlar, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

4 Şubat 2010 Perşembe

Lise


Yüzün, ampulleri patlamış gökkuşağı!

2 Şubat 2010 Salı

Double Bind


Déja Vu: Anın anısı.

Fasit Daire


Aynı yerden bir kez daha geçmemek için her yüz metrede bir yola kafamdaki kadını bırakıyorum.