Yorumlar

18 Ocak 2011 Salı

Bazı Kavramlar Üzerine


Dildokrasi: Kadınların kendi kendilerini yönettikleri anaerkil cumhuriyet.

Nefes alıp vermenin kontrolden çıkacağı korkusu: Kontrollü nefesi kontrollü dışkılamanın bir parçası olarak gören yineleme nevrozluların merkezi korkularından biridir. Buna göre dışkıyı tutamamış olmanın yaratacağı cezalandırılma ve suçluluk duygusu, nefesin kontrolden çıkma durumunda ise tek bir korkuya, yani ölüm korkusuna dönüşür. Akciğerleri bağımsız bir göte dönüştüren bu durum, üç kerede nefesi içe çekme ya da üç kerede verme gibi ritüellere bağlanırsa durum daha da boklaşır çünkü doğal bir durumu kültürel bir disipline (psikonevroz, en kültürel disiplindir) bağladığınızda kronik solunum durmalarına dek gidebilecek organik bir patolojinin kapılarını ardına kadar açmış olursunuz. Bu duruma bir örnek vermek isterim. Bir kadını sevmiş ve sonrasında onun tarafından terk edilmiş olun. Öncelikle depresif bir savunmayla kadına karşı sevgiyle karışık nefret duyumsayacaksınız. Sonra bu nefretten dolayı onu ve akabinde kendinizi bütünüyle kaybetmeye karşı bir savunma olarak soluğunuzu tutmaya başlayacaksınız. Soluğu tutma durumu, çok sonraları soluğun kontrolden çıkma kaygısına dönüşecektir. Nefesi üç kerede vermek ya da üç kerede almak gerekliliği, nefesle birlikte akciğerlere doluşan dürtülere karşı irrasyonel bir 'egemenlik' refleksinden daha fazlası değildir.

Breakfast in Fur: Leopold Von Sacher Masoch'un kahvaltısı.

Narodni Trida istasyonunda bir kadını beklemek: Bu istasyon, yeni öykülerin yazılması için kuram kent olan Prag'ın tam ortasındadır ve sürreal şehvet düşkünlerinin çaresiz bekleme mekanıdır. Sözleşilen hiçbir kadının zamanında ve mekanında gelmediği Narodni Trida ile sevgili Godard'ın mekanik Alphaville kenti arasında dinamik olarak hiçbir fark yoktur. İkisinde de kendinizi kaybeder ve birkaç saat sonra da kaybettiğiniz kendinizi ama kaybedilmiş olarak bulursunuz.

Avam derinliği: Sınıf çatışması yaratan şovenist objektif eylemi.

Metroda 'Fallusun Anlamı' isimli kitabı okumak: Bu kitap, J.Lacan'a aittir ve kitabı okumanın anlamı, kitabın taşıdığı anlamdan fersah fersah ötededir. Öyleyse kitabı okuyan da kendisini aşan bir anlam yaratmak adına ve kitabın kapağını tam da bizlere göstererek fallusa dair ama kitaptakinden farklı bir anlam yaratmak arzusundadır. Örneğin kitabı okuyan kişi bir kadınsa, yaratmak istediği anlam hemen hemen şudur: 'Fallusun cinsiyeti yoktur, çünkü fallus, herkes tarafından aranan ve dahası, herkesi, yitirildiği anın özleminde bir araya getiren kolektif bir hayal ürünüdür' Oysa kitabı okuyan erkekse bu kez şöyle bir anlam yaratılacaktır: 'Bu kitabı okuyan kadınlara inanmayın. Çünkü fallus, penisin savunma mekanizmasıdır ve penis de kendi savunması için bu kitabı okuyan kadınları kullanır. Öyleyse anlam vurgusu fallusta değil, kitabı okuyan kadındadır'

Fantezi ve düş arasındaki fark: Fantezi içinde şiir taşımayan düştür. Düş ise içinde fantezi taşımayan şiirdir.

Yürüyüşün kurmaca bir belgesele dönüşmesi: Nesnel süreçlerin öznel süreçler tarafından egemenlik altına alınmasıyla gerçekleşen durum. Örneğin sevgiliniz size bir paket filtresiz sigara almak için evden çıkıyorsa ve siz onun gidişini gizlice pencerenizden izliyorsanız, izlendiğinden habersiz kadın, yürüyüşünün belgelendiğini ve belgelendiği andan itibaren de kurmaca bir anlatıya dahil olduğunu algılayamaz. Kadın için nesnel nitelik taşıyan -nesneldir çünkü yürüyüşün anlamı, sigara almanın amacında kaybolur- yürüyüş, erkeğin bakışında kurmaca bir belgesele dönüşmüştür.

Ayrılık anksiyetesi: Yol eşittir, hız çarpı zaman.

Vajinanın yapamadıkları: 'Le Miroir de la Production ou l’illusion Critique du Materialisme Historique' isimli kitabı yazamaz. Uğraşıp, didinip, üst rütbeli klitorislerinden birini mürekkep hokkası olarak kullanırsa, 'La Révolution du Language Poétique' isimli kitabı yazabilir belki.

Kadının kendini saklama fenomeni: Nasıl ki 'yasak' arketipi, cinsellikle değil de ateşle oynamakla ilgilidir, benzer biçimde, kadınlık arketipi de gösterip vermemekle değil kadının kendini saklamasıyla ilgilidir. Gösterip vermemek, olsa olsa kendini nereye sakladığını unutmuş ucuz şehir kadınlarının refleksidir.

Ketlenmeler tarihi: Oluşun ketlenmesi (doğuş), oral ketlenme (erken sütten kesilme), anal ketlenme (kabızlık, faşizm), genital ketlenme (iktidarsızlık), latent ketlenme (ip atlarken menstürasyon), gerçekliğin ketlenmesi (Anatole France), yaşamın ketlenmesi (intihar), orgazmın ketlenmesi (orgazm).

Kıyma makinesinin sürreal işlevleri: Makinenin kıyma atılacak kısmına Kral Oedipus'un gözünü atarsanız, üzerinde 'girilmez' yazılı trafik levhası elde edersiniz. 'Ketlenmeler tarihi' isimli kitabın ortalarından bir sayfa atarsanız, liseli bir kızın Converse ayakkabısını elde edersiniz. Saygıdeğer sürrealist ressam Andre Masson'un 'Sun Trap' isimli tablosunu atarsanız, gariptir ama yine tablonun aynısını elde edersiniz. Sevgilinizin nüfus cüzdanını atarsanız, kendi nüfus cüzdanınızı elde edersiniz. Bebeklik emziğinizi atarsanız, üzerinde ruj izi olan mermiler elde edersiniz. Babanızın fotoğrafını atarsanız, çarmıha gerilmiş caza hukuku dosyalarını elde edersiniz.

Seks paratoneri: Heteroseksüel doktor Wilhelm Reich tarafından keşfedilen orgon akümülatörü. Akümülatörün amacı, bion kabarcıklı acunsal yaşam enerjisini 'içeriye iletken, dışarıya yalıtkan' yarı şizoid bir makinede toplayıp bedensel boşalma sıkıntısı çeken hücrelerin protoplazmalarına yansıtmaktan ibarettir.

Noel anne: Travmatik armağanlar profesörü. 'Sana kurdukça beni hatırlatacak oyuncak doğum travması getirdim', 'sana yaramazlık yaptığında aniden sütten kesilen oyuncak meme getirdim', 'sana geriye çekince kurulup ileri atılan 2005 model ayrılık anksiyeteleri getirdim'

Analmadım: Klavye yoluyla karşı tarafa laf yetiştirirken yapılan en ciddi sürçmelerden biri. 'Anlamadım' sözcüğünün yanlış yazımı olan 'analmadım', monemi ve fonemi psikotik düzeyde dağılmış bir sözcük olmasının dışında, Freudian anlamda homofobiye dayalı bir itiraza karşılık gelir. 'Hayır, asla analmadım!' şeklinde cümle içersinde kullanılabilecek bu sözcük, 'domalmadım' sözcüğünün, yanına bilimsel jargonu da alarak 'analmadım' biçiminde yeniden üretilmesinden oluşur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder