Yorumlar

19 Temmuz 2010 Pazartesi

Sahil Sıkıntısı


Yüzü olmayan bir kadına tarih yazmak gibi bir niyetim olmasa da omuzlar dışında sana en çok benzeyen fotoğrafın bu olduğunu söylemeden geçmeyeceğim. Boğazlanmış saçın ve ustalıkla baktığın yer, kafanda öldürmeye çalıştığın -belki de çoktan öldürdüğün- adamı ele veriyor. Onu öldürmeyi istemekte haklıydın. Kısa bir birlikteliğiniz olsa da her sabah onun yüzünden aynı sahil sıkıntısıyla uyanıyordun. Sahil sıkıntısı nedir biliyor musun? Sonsuzluğa iştahlanan huzurun ardında kalan atık zaman parçaları... Sıkıntıyı huzurlu bir tekrarmışçasına yaşatan, işte o parçalardı.

Yazgısal bir teslimiyetle sürekli senden önce uyanan ve güvercinlerin dilini çözmeye çalışan o adamın kafasında renksiz bir tencere vardı. Sonra sen o tencereyi pembeye boyadın. Kanlı bir rüzgarla havalandı eteklerin. Gözlerin büyüdü. İşaret parmağını ön dişlerin arasına yerleştirip nerede hata yaptığını düşündün. Bunu düşünmek, hata yapmaktan daha çok zevk verdi sana.

29 Mayıs 2009:

"Her verilen karar, verilmiş bir önceki kararı düş olarak algılar; hedefini ona kitleyerek büyük bir özenle kendini 'geçmiş' kılacak düşünceyi harekete geçirir. İleri doğru ivmelenen ancak gölgesi geriye düşen 'karar', eninde sonunda verilmiş bir önceki kararın yanıbaşında, sonraki kararın kendini düş olarak algılamasını bekler. Adaya gitme kararı, görsel bir şölen tadında orada öylece durup çürüyor olduğumuz düşüncesini 'soyut bir zaman' algısına indirger. Kendimiz tarafından üretildiğine inandığımız ve yalnızca bizim paylaşımımız sonrasında belleği kanla dolacak olan bu 'zaman', çürüyor olma düşüncesinden arındırır bizi. Hız, çürümenin ölü ikizidir."

19 Temmuz 2010:

Çürüsek de hala seviyorum seni.

5 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Yazgısallık enine bir yüzey.. organik hıçkırıkları paralel uzanır,tersinir bir işleme döner acı,aynı zamanda tüm öncekilerin en büyüğü,tüm sonrakilerin en küçüğü.simetrik ilerleyişin kompozisyonunda,tutku ve belaya tutsak..organik sansürün en güzel örneğidir yazgısı paralel olanların,dış sıcaklığın düşmesiyle soğur bedenleri,deniz kestanesi yumurtaları gibidir bedenleri,dış kabuktaki hücrelerin tahribiyle ölürler..koruyucu zarları sevgidir,büyülü sözlerin arkasında gizlenirler.ve birde bakmışsın ki,ölü hücre parçaları ,dış basınçta birleşir.ruhlarıyla kaydedilmiş ,bir amacın ürünü olur,hayal kırıklıkları..kirpiklerde adsız bir serzeniş değil de nedir,baktığın yerden gecenin arta kalanını göremediğin inorganik yüz,o yüz ki bakışlarıyla çarmıha germiş,gördüklerini..deniz suyuyla seyreltir görünmeyeni,parça parça salar içine huzuru,koşut arta kalan dediğin sonsuzluğun ivmesine,yüzleşmektir.her verilen karar,ters işlem yapılarak bütünden çıkartılan ,öteki parçalardır..tersten bölmedir düşü,tersten çıkartmadır belleği ..asla yan yana toplanmayan öfkedir ,kindir,hazdır acıdır,bedendir,röntgen moru bakıştır,bir araya gelmeden oksitlenmesi tamamlanmış, kümelenmiş anıdır zaman… sahilde bakışlarıyla vakumladığı zamanı,sessizce donduran kadın,beklide çoktan öldürdüğü adamı,karbonlamıştır yüzüne… hız çürümenin ölü ikizidir,daha ne denilebilir ki ne güzel bir söz öbeği böyle..…çok etkilendim,çok güzel bir yazı.

    YanıtlaSil
  3. kız: çürüsek de hala seviyorum seni
    erkek: hastalıklı bir ilgiyi anlamlı kılmaya çalııyorsun

    erkek: çürüsek de seviyorum seni
    kız:bir nevi fantom fenomeni

    YanıtlaSil
  4. Durduğunuz noktaya 'sırtını dönen her kadın', verilmiş kararların gölgesi gibi geride kalır ya da kalmaya mahkumdur!

    YanıtlaSil
  5. son zamanlarda okuduğum en güzel şey.

    YanıtlaSil