Yorumlar

27 Şubat 2009 Cuma

Esaretin Teşhiri mi Yoksa Teşhirin Esareti mi?



Esaretin teşhiri: Sondan üçüncü delikte kitlenmiş mazoşist sınıf bilincinin haz oktavı. Kadının beyincik bölgesi olarak tanımlayabileceğimiz ‘ense’ alanının işgal edilerek deri el yazmalı bir tabula rasaya dönüşmesi.

Teşhirin esareti: Gösterildiği andan itibaren daha güçlü bir gizlenme alanına duyulan sonsuz ihtiyaç. Hapsedilmişlik duygusunu aşarak, açığa çıktığı yerde / anda yapayalnızlığa kapaklanan duygusal meteor.

Acı kolektif bir duyumdur, hüsrana takıldığı anda yalnızlığa dönüşür. Hazzın karşıtında acı değil, sadece yalnızlık vardır. Yalnızlığın erojen bölgesi ‘bakış’tır, ne kadar okşarsanız okşayın boşaltamazsınız onu; rengi tan kırmızısı, kokusu, galaksi mavisidir.

Haz da acı gibi kolektiftir. Kestirilemez olduğunda başkasının arzusuna, önceden planlandığı anda sadece kendi anlamına dönüşür. Acının erojen bölgesi, yazılı tarihidir, bu yüzden tenle birinci elden ilgisizdir.

Mazoşistler ezilenlerin yanındadır. Onların sınıf bilinci, ‘esaret altında nefes tutmak’ sloganını esas alır. Mazoşist hareketsizliğin ya da mazoşist bireyin sınıf / sızlık mücadelesi içinde yeri yoktur. Bir mazoşist için devrim, özenle seçerek kestirme olmaktan uzaklaştırdığı kendi acısını katedebilmek üzerine kuruludur.

Ötekinin emeğe dönüştürdüğü acı, mazoşistin ‘yalnızca’ kendisiyle paylaşabileceği tek cevherdir.

20 yorum:

  1. "acı kolektif bir duyumdur, hüsrana takıldığı anda yalnızlığa dönüşür"

    bu isabetli tanımlama kafamı karıştırdı nedense sayın breton?

    saygılar..

    YanıtlaSil
  2. yalnızlık = tekil acı.

    a

    YanıtlaSil
  3. :) o kadar da karışık bir kafam yok neyse ki
    acının kolektif bir duyum oluşu ve hüsrana takıldığı anda yalnızlığa dönüşmesinin tamamı kafamı karıştırdı. nedense üstelik :)

    YanıtlaSil
  4. "Acı kolektif bir duyumdur, hüsrana takıldığı anda yalnızlığa dönüşür."

    Libidinal acının vücuda gelebilmesi için acıyı üreten emekçi celladın 'planlı' çalışmasına gereksinim duyulur. Bu da kolektif bir masa başı uğraşısını beraberinde getirir. Uğraşı masa başı olmalıdır çünkü 'libidinal acı', emosyonel olduğu kadar kuramsaldır da.

    İki taraflı sözleşmenin nesnel-içsel zorunluluklarla feshedilmesi ya da örgütlü haz üretme dinamiklerinin (cellat-kurban işbirliği ile yapılanan) bozguna uğraması, beraberinde hüsranı ve nihayetinde mutlak yalnızlığı getirecektir. Hadıma çağrışım yapan acının -ikincil gösteren- 'hüsran'ın atmosferiyle -özenle gizlenmiş ana gösteren- bir kez daha hadım edilmesi, libidonun anti-libidinal süreçlere ufalanması sonucunu doğuracaktır ki biz bu süreci kısaca 'yalnızlık' olarak değerlendiriyoruz.

    YanıtlaSil
  5. evvela cevap için teşekkür, ama sonra karışıklığa devam:
    -mazoşist için olmayan- "devrim" için haz üretme dinamiklerinin bozguna uğramaması mı gerekiyor bu durumda? yani kolektif acının kolektif emeğe dönüşmesi süreci "devrim"i mi önceler?

    aman ya rabbi ne dedim ben?!!

    YanıtlaSil
  6. 'Mazoşist devrim', kişisel olanın hizmetindedir, yoksa toplumsal olanın değil.

    Mazoşizm, 'iktidar' olarak kodlanan toplumsal sistemi prototipleştirerek onu 'acı'nın oyuncul hazzına indirger. Derdi, iktidarı yok etmek (ortodoks bir dil kullanıyorum) değil, onu kendi bedeninde çoğaltmaktır. Bu yüzdendir ki egemen sistemin sahip olduğu siyasi-toplumsal güç, 'iktidar' kodunda mazoşistin bedenine halihazırda yazılmış bir 'libidinal tarih' olarak değerlendirilmelidir.

    YanıtlaSil
  7. o zaman "egemen" olan hem esaret, hem teşhir, üstelik ikisinden de haz alma :)

    YanıtlaSil
  8. Mazoşist literatürde 'esaret' ve 'haz' uyumu daha açıktır. Ancak 'teşhir', mazoşizmden ziyade 'histeri' platformunun bir parçası olarak değerlendirilmelidir.

    Sado-mazoşizm ikili oluşu, röntgenci-teşhirci ikili oluşundan çok daha farklı sapmalar gösterir. Bu yüzden teşhir, mazoşizmde yalnızlık duygusunu kışkırtma riski taşır ve hazdan çok libido-anti/libido karışımı bir duyguya yataklık eder. Oysa histerik karakter için teşhir, hazzın ana kaynağıdır.

    YanıtlaSil
  9. mazoşizm - yalnızlık bağı süper tespit.

    işin teşhir yanı ise bireysel minör politikadır diye düşünüyorum.

    bireyselde teşhirde iktidarsallıktan söz etmek mümkün olsada, toplumsal boyutunda pek ayrıştırmak kolay değil, diyalektiğin çukuruna atlarsak ayrıştırmak kolay ama bu ne kadar doğru bilmiyorum...

    bir de burda, kavramsal-dilsel-araçsal bir eksiklik var. sado ile mazo birbirini karşıtlamaz. bu yüzden zaten diyalektik - toplumsalcı bir tutumla devrimlere kadar gidiyoruz...

    birbirini karşıtlayan dom/domme ile sub/slave'dir. ve bu da bireyselin kalemiyle yazılır. toplumsalin kaleminde işler çok değişir bence.

    YanıtlaSil
  10. Sado-mazoşizm birbirine karşıt olmadığından 'ikili oluş'tur zaten.

    YanıtlaSil
  11. bu durumda; şahsi kanaatime göre tam da belirttiğiniz nedenlerden dolayı "egemen" sistemden haz duyanlar sadece mazoşistler ve histerikler olabiliyor :) nihayet mutsuzluğumu açıklayacak "gen teknolojisi"ndeki devrimlerin sonuçlarından başka bir yol daha bulduğum için çok mes'udum!

    saygılar..

    YanıtlaSil
  12. Bir mazoşist için iktidar kodlaması, kendi içsel siyaseti tarafından düzenlenir, histerik karakter için de aynı süreç söz konusu.

    'Histerik' için iktidar, kendi hazzını endekslediği başkasının arzusudur. Oysa 'mazoşist' için iktidar, sahip olduğu arzuyu gizleyerek karşısında var olma savaşı verdiği celladın kendisidir.

    Gen teknolojisi, özenle beslediğim 'cinsel sapkınlıklar' dünyasının kapısından giremez.

    YanıtlaSil
  13. 1. ve 3. paragraflarda André ile hemfikirim..

    "kendi içsel siyaseti" kavramını ben "bireysel minör politika" olarak tanımlamıştım sadece. ki bu 2. paragraftaki "arzuyu gizleyerek karşısında var olma savaşı verdiği celladın kendisidir"e daha mı uyuyo sanki acep?? diye düşündüm. gene de 2. paragrafta mazoşistin yerine sub konulmalı sanki :)

    YanıtlaSil
  14. Sosyalizm ve proletarya arasındaki (toplumsal rejim-örgüt) göbek bağı, mazoşizm ve submissive (libidinal rejim-aygıt) için de geçerlidir. Bu yüzden 'sub' konulabilir, evet.

    YanıtlaSil
  15. hayır, biz buna kötü çeviri diyoruz sadece.

    illaki bir libidinal rejim - aygıt eşlemesi yapacaksak bu: dominance ve submissive olmalıdır. ek olarak dominance ve mazoşist bu rejim - aygıt eşleşmesine kesin uyar diyemeyiz...

    mazo bir sub olabilir, ancak olmayadabilir. hatta az önceki iletide aslında dom olduğunu bile iddaa edebiliriz.

    ancak sub her türlü dominance'ın pençesindedir - kavramsal bazda.

    hatırat bırakıyım dedim, boş boğazlığıma veriniz ;)

    YanıtlaSil
  16. Konuyla alakasız belki ama mazoşizme hizmet eden bir playliste sahipsiniz... Karışmak gibi olmasın ama eskisi gibi kalmalı bence yani ilk şeyle başlamalı: I Ragazzi Jiu Nel Campa... Ahh ahhh, size bir güzel işkence ediyor ama vazgeçemiyorsunuz işte:)...

    YanıtlaSil
  17. Şarkılar da tıpkı yer altındaki büyük kaya blokları gibi yer değiştirmeliler. Aksi taktirde yarattıkları depremi hissedemezsiniz sayın Adsız.

    YanıtlaSil
  18. Sanırım haklısınız, sayın Adsız...

    YanıtlaSil
  19. ''You do something to me, something deep inside...'', üstüne şarabınızı da yudumlarsanız işte, al sana mazoşizm, bu yüzden şarkı 19, tüm mazoşitlere gelsin...

    ''You do something to me somewhere deep inside
    I'm hoping to get close to a peace i cannot find...

    YanıtlaSil
  20. Esaretin esareti kadar teşhir, teşhirin teşhiri kadar esaret...

    ***

    "Acı kolektif bir duyumdur, hüsrana takıldığı anda yalnızlığa dönüşür."

    Bu isabetli yaklaşımınızdan dolayı kutlarım André Breton.

    -panorama-

    YanıtlaSil