24 Temmuz 2014 Perşembe

Schick - After Shave, Pour Etre Mieux Dans Sa Peau



Rica ederim, birbirinden renksiz ve 'kendiliğinden salak' reklam filmlerinde çalışıp da 'sürrealizm öğret' diye bana gelmeyin. Yok ille de sıkıcı hayatınıza kapıcı sakızı gibi yapışarak içinde 'artı' geçen bir değer edinme hevesindeyseniz, Godard'ın Filistin sosuna batırılmış 'Schick' reklamını izleyerek işe başlayın; sabah sabah karı-koca arasında geçen 'hayli politik' bir tartışmanın, koku duyusunu uyaran şu inanılmaz 'iksir' sayesinde nasıl sıfırlandığına tanık olun. Hatta utanmayıp bir de slogan üretin: "Schick, kadının erkeksi protestosunu kökünden kazır!" 

Reklamın sonunda kameranın parfüm şişesine yaptığı o akıl almaz zoom-out / in hareketi (passage à l'acte) sırasında Godard'ın diyalektik, akabinde materyalist yüzünü ve hüznünü görmek için inanın her şeyi yapardım. 

19 Temmuz 2014 Cumartesi

Gradiva


Hayatında en azından bir kez kadın ayağı görmüş olanlar, Freud'un "Der Wahn und die Träume in W. Jensens Gradiva" denemesinin arkaik psikanalitik literatür dahilinde gerçekleştirilen ilk 'One Night Stand' yapıt olduğunu bilirler. Psikoseksüel aşamaların sırat köprüsü olarak kabul edebileceğimiz Oedipal dönemde takılmış fetişistik libidoyu disiplinler arası bir ciddiyetle analiz ettiği hezeyanına kapılan kitap, hedef aldığı libido 'anonim' olduğu için olacak, ayak göstermeden 'ayakçı' bir kesim yaratabilmeyi başarmıştır. 

Böylesi bir organize ve 'ikinci el fetişist' bir 'hazır fantezi' güruhunun dışında kaldığım için, -Tanrıya şükür- geçtiğimiz yılların birinde Verona'da otobüs beklerken, Gradiva'nın hiç de edebi olmayan 'kısmi' -partial- hayaletinin beni fena halde yokladığı-yakaladığı-sıkıştırdığı gerçeğiyle karşılaştım! Evrensel uyum yasalarını altüst edecek biçimde kötü tasarlanmış bir "Alain Robbe-Grillet" imgesi olarak Verona'nın sisleri arasından kafama çarpan "hani şu şey"in, yani Gradiva'ya ait zincirli protez ayağın, sıradan olmakla 'kendi' olma hakkını çoktandır yitirmiş olan beni kolaylıkla baştan çıkardığını söyleyeceğim size! 

Fotoğrafta, ele geçmiş olan 'ben' ile kendini 'görünüm' olmaktan 'görünür' olmaya indirgeyen ve adına 'ayak' denilen Gradiva'nın cinsel organıyla uzun uzadıya (tam 35 dk) bakışmamıza tanıklık ediyorsunuz.

15 Temmuz 2014 Salı

LIBIDO


İşte size Sırbistan'dan bir duvar!

Tanrı şahidimdir, Libido'nun i'si, İkarus'un i'sinden (I... comme Icare) her zaman daha politik olmuştur; duvara sıktığı kurşunla yarı-ciddi bir dil bilgisi yanlışına düşen Mrs. Eros'un salaklığına rağmen! Böylesi bir yazım hatasının içinde karış almanın (+2 willpower) adım atmaktan (-3 Constitution) çok daha zor olduğunu saklayacak değilim.

Meraklısı için 'Gerçeklik Özel Sayısı': Duvardaki 'Libido' yazısı, bir Sırp cinsel-sever tarafından ne olduğu muamma bir Hırvat milisin kurşunu altına yazılmış, daha doğrusu dizayn edilmiş. 'Harf' ve kurşun deliği arasındaki uyumsuzluk, talep ve arzu arasındaki kara deliğe benziyor. Öyleyse ne mutlu o deliğe düşene, ne mutlu kendi çapında aktris I.A'nın beni hala aramamış olmasına... Biri şunun noktasını doğru yere koysun artık!

Orient Express, Yataklı Vagon - Belgrad, 2014

27 Haziran 2014 Cuma

Ömür Boyu Miss Piggy Ödülü


Madem sizi tanıyorum, bilmek hakkınız! Uzun süredir film çekemiyor olmanın getirdiği ölümcül günahları sıfırlamak adına tam 2 yıl 8 aydır Uluslararası Af Örgütü'ne düzenli olarak günah çıkarıyorum. Dün, bu meşakkatli sürecin son günüydü ve af örgütünün başkanı olan Salil Shetty, Roma'da bir süpermarkette düzenlenen ödül töreninde, hayata yepyeni bir sayfa açmanın temsili olarak bana bu muhteşem ödülü takdim etti; "Ömür Boyu Miss Piggy Ödülü"... Kendilerine teşekkür ediyor ve daha şimdiden yeni bir günah çıkarma seansına duyduğum özlemle uzun bir süre daha film çekmeyeceğimi sizlere duyurmak istiyorum.

14 Haziran 2014 Cumartesi

What Is To Be Done


Kendi çocukluğumu evlat edinecek kadar yaşlandım demek! Doğrudur... 1986 yılının Haziran 14'ünde çekilmiş olan bu fotoğraf, aynı yıllarda devam eden C.C. Catch'e olan aşkımı tüm açıklığı ile gözler önüne seriyor. Hatta daha ileri gidip fotoğrafı onun çektiğini iddia edeceğim! O yıllarda pek bir uzundu C.C. Catch. Ve şanı şöhreti gereği imza vermek için hızla hareket etmek zorundaydı. Onun kalın bacaklarından başlayan ve tahammülsüz gülümseyişinde sonlanan her devinim alanı, ardında keskin bir oksijenli su kokusu bırakıyordu. Yıllar içinde suyu oksijenden ayırmayı başarsam da Catch'den ayrılmayı bir türlü başaramadım. Öyle ki hiç de ani olmayan bir kararla 2012 yılında Moskova'ya onu görmeye gittim. Düet yaptıkları Chris Norman'ı kıskandıktan hemen sonra korumaları güçlükle aşıp nihayet kendisine ulaşmayı başardım. Elimde, tam da şu anda paylaşıyor olduğum çocukluk fotoğrafım vardı. Nefes nefeseydi C.C. Catch ve sağ çorabı kasığına kadar kaçmıştı. Musa'nın denizinden daha kutsal ancak asasından daha küçük bir yarık açılmıştı çorapla çocukluğum arasına... Fotoğrafı uzattım ona ve "siz çekmiştiniz, hatırladınız mı" diye sordum. Çok yorgun olduğunu, beni tanımadığını ve bir an önce CRJ-700 ile Hamburg'a gitmek istediğini söyledi. Chris Norman ve CRJ-700 arasında bir kıskançlık bağlantısı kurmaya çalışırken korumalardan biri omzuma dokunup İspanyol aksanlı İngilizcesi ile sahne arkasını terk etmem gerektiğini söyledi. Son kez baktım C.C. Catch'e, tam da fotoğraftaki gibi, alttan yukarı doğru! Ve "Tom Waits'i sevmek tam 20 yılımı aldı, oysa sizi aniden sevmiştim" diyebildim. Burnunu çekti C.C. Catch, iki öksürdü ve 'Ciao' dedi. İnanın hiç sinirlenmedim; önce Catch'in korumaları tarafından sahne arkasına, sonra daha da arkasına alındım. Hatta diyebilirim ki Leningrad sırtlarına kadar püskürtüldüm. Ama tekrar ediyorum, hiç sinirlenmedim! Etrafta ilk gördüğüm ve Sergei Eisenstein'a ait olmadığına emin olduğum heykele sarılarak 'What Is To Be Done'ı C.C. Catch'in yorumuyla bir kez daha okudum.

31 Mayıs 2014 Cumartesi

United We Stand



Ey Tan! Issız bir adaya düşseydin eğer, yanında götüreceğin kısa film hangisi olurdu diye sorsaydınız, tereddüt etmeksizin paylaşmış olduğum ve milyon yıl önce izlemiş olduğum bu filmi seçerdim. Adına 'kadın' denen bir 'öteki' tarafından önce altı ve sonrasında üstü çizilen varoluşsal yazgımı daha iyi anlatacak bir sahne çekilmedi yazık ki... 'Kadın' ve 'yazgı' kavramları çok mu metafizik, çok mu uzak geldi günün anısına? O halde filmdeki turist 'kadın'ı kadın olmaktan çıkarıp ona kurtarılması gereken toplumsal bir değer yükleyin. Beni de özenle parçalayıp devrimci-öfkeli kendinize, sizlere dönüştürün. Bir de böyle izleyin. Biliyorum, zamanınız değerli ama gene de izleyin. Sonuna dek izleyin, kurtaramadıkça yere-batan bedenlerinizin kaçınılmaz mizahı adına.