15 Ocak 2015 Perşembe

Gözün Hikayesi


Belki 1930 yılında Breton'un bir cesetten daha fazlası olmadığı iddiasıyla yayınlanan 'Un Cadavre' broşürüne yaptığı katkıdan ve belki de sevgili karısı Sylvia'yı Lacan'a kaptırmasından olacak bilemiyorum ama Bataille'ı daha başından (1993) beri bir türlü sevemedim. Sürrealizmin nesnel siyaset anlayışını (Le Surrealisme au Service de la Revolution) çok daha patolojik ve trans-politik bir yorum çizgisinde konumlandırsa bile (Acéphale) Bataille'da sevemediğim bir şeyler oldu hep. Ama öyle ya da böyle, ekte sunduğum ve üstteki Figueres (2013) ve alttaki Brüksel'de (2013) çekilmiş olan fotoğraflardaki 'Bakış'ı biçimci de olsa merkez alan benzerlik gereği, kendisinin yalnızca bir yapıtına şapka çıkarmadan geçemeyeceğim. L'histoire de l'oeil (1928) adını taşıyan bu metin, gözünüzü her kaşıdığınızda bakışınızın nasıl da yol /haz alabileceğini kanıtlayan bir çalışma. Öyle bir metin ki -iddia edildiği gibi roman falan değil- Gala'nın göğüs ucunda şahlanan bir göz seğirmesini Magritte'in maskelenen bakışında sonlandırabilen...

Doğrusunu söylemek gerekirse sizlerle paylaşmış olduğum ikili fotoğrafın üst katında Gala'nın değil, Magritte'in karısının (Georgette Berger) göğüsleri olacaktı. Ve ben parmaklarımla perdeleyecektim onları, Gala'nın göğüslerini perdelediğim gibi. Ancak Brüksel'deki Magritte evine gittiğimde ve rehber olarak görevlendirilen memur kıza, arşivlerde Georgette'in göğüs fotoğraflarının olup olmadığını sorduğumda, talebimin küstahlığı nedeniyle turu yarıda keseceğini söyledi ve kesti de. Neyse ki Magritte'in resimlerine aşina olduğum için çıkışı bulmak zor olmadı.

Ne tuhaf, cehennemin dibindeki Magritte evinden şehir merkezine bir biçimde dönmeye çalışırken kafamda ne Magritte, ne Gala, ne Bataille ve ne de güzelim Georgette vardı. Her ketlenme sonucu dibe vurmuş bir ruh fazlası olarak kendimi yeniden Breton'un nesnel siyaset anlayışında ve onun vazgeçilmez konvansiyonel-sloganist çizgisinde bulmuştum. Şöyle bağırmıştım karşıma çıkan ilk güzel Belçika'lı kızı tutup sarsarak: "Haydi kadınlar el ele, Sürrealist-Troçkist cepheye!" Neyse ki Brüksel'li kadınlara aşina olduğum için cepheyi bulmak zor olmadı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder