Yorumlar

27 Eylül 2010 Pazartesi

Blog Kuralları


Blog Kuralları:

1) Brh+/- ve Arh+/- kan grubu olanlar, kan basınçlarını site içinde hardware olarak satılan organik barometreler yardımıyla standart sürrealist kanı olan 0rh+/- kan grubuna dengelemeden sayfaları ziyaret edemezler. ABrh+/- grubu, yine site içinde hardware olarak satılan 'Cosmic Desorber' aygıtlarıyla bedenlerinin sol tarafına A ve sağ tarafına B grubunu eşit olarak dağıttıktan sonra sayfaları ziyaret edebilirler.

2) Blog bir aile albümü değildir. Sadece fotoğraflara bakmak için sayfalar kesinlikle ziyaret edilmez.

3) Seslerinde erkek kırıntısı olan, klozete attıkları izmaritler sifonla dahi gitmeyen, erkeklerini nefretle seven, her içtiklerinde tartışmasız birer baş belası olan eril kişilikli kadınlar ve eşcinsel dönüşümceli histerikler, ancak kendileri için hazırlanmış altı sayfalık 'Penis Envy Tutorial' bölümünü okuduktan sonra 'Maldoror'un Şarkıları' kitabına serçe parmaklarını basarak siteye giriş yapabilirler.

5) Kendilerini doğuştan çirkin bulan, kompleksleriyle baş etmeye çalışırken hayatları Dante'nin cehennemine dönmüş intiharın eşiğindeki esmer kadınlar, kendilerine yeni bir yüz ve isim bulmak için yalnızca site içinde yer alan 'tactile deney' başlıklı bölümü ziyaret edebilirler.

6) Sitenin 'Tan Tolga Demirci' bölümü, sadece yanakları pembeleşmiş, Dior marka güneş gözlükleri takan, şezlongta güneşlenirken 'Beynin Sağ Yarımküresini Nasıl Çalıştırmalı' ya da 'Çakralarla Bağdaş Pozisyonunda Seks Vol.1' gibi aşırı dozda birikim gerektiren kitapları okuyan 1.70'in üzerindeki sarışın kadınlara açıktır. Bu tanıma uymayanlar adı geçen bölüme koşullar ne olursa olsun giremez.

7) Sürrealizmin yasak olanla yaptığı mücadeleyi kendi zihinsel tahriki adına kullanan ancak bir yandan da aile sofrasına yetişmek için koşar adım evine dönen sözde bağımsız ama muhafazakar, sözde sosyalist ama sosyal demokrat, sözde marjinal ama utangaç kızlar, yalnızca site içinde yer alan 'bildiri' başlıklı bölümü okuyabilirler.

8) Sitenin kendine has bir müzik duyumu (Powered by Tom Waits) vardır. Ziyaret sırasında ve okurun özel zevki dahilinde bu tınıyla rota/nota olarak kesişmeyen her tür müziği dinlemek suçtur. Böyle bir durumda okurun, dinlediği müziği bir an önce kesmesi ve site sınırları dışına çıkmadan da açmaması hukuki bir zorunluluktur.

9) Her türlü temizlik takıntısına rağmen Rock festivallerinden pislik içinde dönen ve beyaz Converse'lerine ikinci sınıf erkeklerin spermatozoidi bulaşmış kadınlar, kesinlikle pahalı dekore edilmiş bir banyo konseptinde duş aldıktan sonra siteyi ziyaret edebilirler.

10) Standart bir cinsel ilişkiyle değil de Brezilya karnavalında ve yüzü yarı maskeli adamların libidinal iştahında bekaretlerini kaybetmeyi meşru gören olgunlaşma evresindeki kızlar, yalnızca site içinde yer alan 'notlar' başlıklı bölümü okuyabilirler.

11) Site, üçüncü kuşak feminizme ve balık etli olanlar dışındaki üçüncü kuşak feministlere kesinlikle kapalıdır.

12) Site, her türlü sinema sermayesini elinde tutan yapımcılara, dağıtımcılara, salon sahiplerine, popülist iletişim araçlarıyla ikinci el üretim ilişkilerine kendilerini satmış televizyon, reklam ve sinema çalışanlarına kesinlikle kapalıdır.

13) Sıralanan kurallar içersinde dördüncü maddenin eksikliğini farketmeyenler, bu siteyi başkalarına olumlu-olumsuz önerenler ve ispiyonlayanlar hakkında hukuki işlem uygulanacaktır.

14) Sitenin kendine has bir tarihsel saygınlığı (Powered by André Breton) vardır. Ziyaret sırasında site içeriğini 'entel/dantel' gibi cahil terminolojisine sığınarak açıklayanlar ve site içeriğiyle ters düşenler, ivedilikle kendileri için default olarak önerilen diğer sayfalara geçiş yapmalıdır.

15) Yukarda, 'Blog Kuralları' adı altında sıralanan maddeler 27.9.2010 tarihinden, 01.01.2011 tarihine kadar geçerlidir.

25 Eylül 2010 Cumartesi

20 Eylül 2010 Pazartesi

Arzunun Simetrisi


Baktığınız yerin durduğunuz yere olan uzaklığı, düşlediğiniz erkeğin yattığınız erkeğe olan uzaklığına eşittir.

19 Eylül 2010 Pazar

16 Eylül 2010 Perşembe

Ambivalans


Bu kadar gereksiz ve bir o kadar da gereksinim duyulan bir kadın olabilir mi? Filmi izlerken kadını yok etmekle kucaklamak arasında müthiş bir savaş yaşadım. Sonra da onun hakkında biraz araştırma yaptım. Şu an kadının eşiyle diyalog halindeyiz. İlk mesajlaşmaların ertesinde, 'karınız müthiş bir ambivalans yaşattı bana' diye söylendim. 'Özellikle dans ederken, nesnelerle girdiği ilişkinin boyutu oldukça düşündürücüydü. Korkarım karınızın ciddi bir narsistik kişilik bozukluğu var.' Bir süre yanıt gelmedi, ta ki bu sabaha kadar... Şöyle yazmış kocası: 'Söylediklerinizi eşimle paylaştım ve sizi daha yakından tanımaya karar verdik.'

Kendilerine poz vererek ego idealleriyle dans eden kadınlara müthiş bir şiddet ve sevgi besliyorum!

15 Eylül 2010 Çarşamba

14 Eylül 2010 Salı

Anadolu Kadını

Rosa


Klorlanmış havuz suyuyla vaftiz edilen ve adı 'Rosa' olan bir burjuva kadınla aynı mekanı paylaşıyorum. Rosa, ülkede iktidara gelen kadınların kanlı öyküsünü okuyor. Ayağının ucundaki arkası ezik babet sallanarak ayak tabanına organize bir serinlik iletiyor. Rosa'nın babetlerine bakarak ve kekeme bir haz imgesinin ritmik olmayan çağrısına uyarak, uzandığım dilenci şezlongunun üzerine boşalıyorum. Okuduğu 'Yaklaşan Devrim Tarihi' kitabını elinden bırakan Rosa, çırılçıplak elleriyle mayomun kenarından sızan şoklanmış deniz anası kıvamlı dölü avcunun içinde topluyor ve güneş sarısı yüzüne sürüyor. Sonra şöyle bağrıyor çim biçme makinesini çalıştırmakla uğraşan sonradan demokrat babasına:

'Yüzüme sürdüğüm kemiksiz tin, provitamin ve proletarya arasındaki kimyasal açığı kapayacak yakın geleceğin kendisidir. İşçi sınıfını yok ederek sınıfsız bir toplum yarattığını düşünen tüm post kapitalist patronları yok edecek bir silah taşıyorum yüzümde! Bana bakan ölecek! Bana dokunan ölecek!'

Uzaktan kumandalı çocuk refleksli çim biçme makinesinin altında can veriyor baba. Rosa, yüzündeki çocuklarımla birlikte adaşı Rosa Luxemburg'un mezarını ziyarete gidiyor. Aylar sonra Rosa'nın kitabını okumak geliyor aklıma. Bir kadından söz ediyor kitap, yüzü musluk anahtarıyla darmadağın edilmiş bir kadından, külotunda kanlı çimento lekesi... O an Rosa geliyor aklıma ve aniden, kuzeyden rüzgar yiyerek ezilmiş bir babetin içinde uyanıyorum, kemiksiz, aseksüel ve beyaz.

Hidroterapi


Suyun kendini kaldırma kuvveti yoktur!

12 Eylül 2010 Pazar

Post Scriptum


Üzerinde intihar edilen her toprak, şehir olmayı hak etmiştir.

10 Eylül 2010 Cuma

Entrechat


Mumyalanmış ayağının eczalı sargısı altında kalan ten enkazını ölü atletler müzesine kaldırıyorum. Sana en uzak gezegenin yükü altında dengeni sağlama çaban, yani kendi evrenini sınırlı uzayın içinde konumlandırma arzun, nesnel zamanı zamansızlıkla, sona kaderli hazzı sonsuzlukla takas etmene neden oluyor. Kemikleri törenle alınmış vücudunun politikayı ve sözler tarihini alaşağı eden jesti, mekanikmiş gibi görünen ancak bitkisel olduğu tartışılmaz ödünç bir enerjiyi varlığının merkezine oturtuyor. Ayağından güç alarak kendini kaybettirmeyi başaran bir labirent olma coşkun karşısında bağdaş kurmuş seni izliyoruz. Ensendeki gezegen tümörü, kesişmeyen ve asla kesişmeyecek olan bakışlarımızın kara deliği olmayı sürdürdükçe, tutulmuş nefes kadar statik kostüm tarihin, her şeye rağmen hazdan yoksunlaştırılmış cansız etnisizmin ideal egosunu okşamaya devam edecek.

Manipülasyon


Tecavüz, eyleme konmadığı sürece estetik bir travmadır.

8 Eylül 2010 Çarşamba

Referandum


Referandumda anal pasif karakterler EVET, anal sadistik karakterler HAYIR diyecek. Ve boykotçular, her zaman olduğu gibi babalarının adını hesaptan düşecek...