Yorumlar

27 Ağustos 2008 Çarşamba

Mia Kirshner'e Mektup



Yüzün, ipeksi bir zarla koruma altına alınmış. Beyaz sütyen dikişleriyle dokunan vücudun, ölümden sonra yanlışlıkla alınan bir nefesin bedeli olarak tarihin fay hattında kırılıp ikiye bölünmüş. Bölünen parçalardan birine ‘sen’, diğerine ‘sen olmayan’ adı verilmiş. Birine yaklaştığında diğerini kaybetme riski, giderek, ikisini de kaybederek kendini kazanma yarışına dönüşmüş. Oysa sen ısrarla bana ‘kendim’ olmadığımı kanıtlıyorsun. Bunu yaparken ayakların yerden kesiliyor ve evrimi bozguna uğramış kanatsız kulunçlarından simli pırlantalar dökülüyor. Giderek yükseliyorsun, sen yükseldikçe basıncı içine akarak buruşan mekan, vitesi geçmeyen eski model bir çöp kamyonu gibi anlık sesler çıkararak hiç gezilmemiş bir müzeye dönüşüyor. 80’lerin müzeleri dans pistleridir Mia. Terli bacaklarında birikmiş figürleri, tanımadığım erkeklerle bir olup pistin ışıklı alanına boşaltıyorsun. Seni hiç kimseyi kıskanmadığım kadar kıskanıyorum. Sonu kanlı biten çizgi romanları okurken uyuyakalmanı, öldükten sonra yeniden yaşama izni verilmiş agnostik DNA modelini, kitabi zekaya karşı direnen pratik zekanın bileklerinden daha keskin oluşunu, süt ve kan arasındaki ‘alan el / veren el’ ilişkisi olan annelik işlevini doğasıyla yerine getiren kalkık göğüslerini, beni kendinden koruma merhametini ve kurtarmayı bekleyen kurgulanmış ikinci el mesih figürünü, kurtarılmayı bekleyen kendiliğinden bir kadın figürüne dönüştürme mucizeni kıskanıyorum. Kızlığın, düş ve gerçek arasında seyreltilmiş bir zar konumunda ve kendi ekseni etrafında döndüğü sürece, sessizliğin mitolojisi olmaya devam edeceksin. Sözde varlığına yakıştırdığın dokunulmazlık ve kendi bakışların tarafından sakat bırakılmış vücut stratejin, özenle korunan bir ayrıntı haline getiriyor seni. Hıristiyan ahlakının hızla günaha dönüşen sevap ya da hızla sevaba dönüşen günah düzeni gibi, sen de kendi yasal sınırların içersinde erkeğin artı değerine dönüşüyorsun. Dilsizleri bir daha hiç konuşmamaya yemin ettirebilecek o görkemli yalnızlığın eşliğinde, üzerinde masumiyetini yitireceğin bir dans pisti inşa ediyorsun. Karikatürize edilmiş figürlerini önümdeki kağıda not alıyorum: Bir numara, sağ kolunu öne uzatıyorsun. İki numara, boynunu sola doğru çeviriyorsun. Üç numara, dizlerini kırıyorsun. Dört numara, yüzünü bana doğru çevirip tıpkı diğerleri gibi ortadan kayboluyorsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder