24 Mayıs 2015 Pazar

Anna Prucnal



Tıpkı kusursuz bir elektronik devre gibi yalnızca kendine iletken travmalarınıza bata çıka ilerliyorsunuz. Peki bundan zevk alıyor musunuz? Siz dahil kimseye ait olmayan kişisel tarihinizden kalma yaralarınızı yalayarak ya da deşerek onların içini başkalarının sözcükleriyle doldurabiliyor musunuz?

Bayanlar baylar, sevgili çocuklar! Bedeninizde 'onun-bunun' kurtuluşu ya da kutsanışı adına açtığınız her sosyal yarık, ötekine karşı tahrikkar da olsa kişisel bir direniş çizgisi ya da yerel bir tat duygusu oluşturmamışsa eğer, kütüphanenizdeki çoğu kitabı T harfinden başlayarak yakmanın zamanı gelmiş demektir. 

Önceki ilişkilerinizi nasıl bitirdiğiniz konusunda haklı olabilirsiniz belki ama bir noktada yanıldınız! Şimdiye dek adına 'nefes tutulması' denen ve ay tutulmasından çok daha uzun süren ebedi kötülüğe karşı sıradan da olsa bir tuzak olduğunuzu / kurduğunuzu düşündünüz. Demek ki yanıldığınız kadar yenildiniz de... 

Sadede gelmeli: Ekte şarkısını paylaştığım Prucnal, önce oyuncu, sonrasında şarkıcı ve nihayetinde koşullar gereği devrimciydi ve her devrimci gibi bedeninin ve dilinin formunu -Gestus und Geist- ülküsünün metnine -Kommunismus- feda etmişti. 'Devrim' dahil hayatında geç kaldığı her şey gibi annesinin ölümüne de geç kalmıştı, arzusunun eteğinde dile gelmeye çalışan kendiliğinden bir isteksizlikle! 

Sizi en az kendim kadar tanıdığım düşüncesinden yola çıkarak önemli bir sır paylaşacağım: Uzun haftalar boyunca (2001, Aralık - 2002, Haziran) Prucnal'la sevgili olduk. Onun beni günlerden bir gün ve standart devriminin hizmetinde, 'kendiliğinden' bir beden 'yazılımıyla / refleksiyle' nasıl boğduğuna tanık oldum. Son çözümlemede usulünce gömmemişti beni, usulünce gömülmemiştim ve tam da bu yüzden komünizmin hayaleti kadar da çürümemiştim... 

Devamını getirmeyeceğim! Hiçbiriniz devamını haketmiyorsunuz; ne Prucnal'ın uzun süredir tasarladığım ölümünü, ne filmlerinden daha güzel sözcükler yazmış olan Pasolini'yi ve ne de Reich'ın sabah nefesi kokan orgonomik mikroskopunu. Bu gece sevmiyorum hiçbirinizi, diğer geceler kadar!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder