Yorumlar

10 Ağustos 2014 Pazar

Cut The Balls



Dönüp dolaşıp aynı müziği dinlemek, hiç de hatırlamak istemediğiniz bir travmayı dolaylı olarak ve mucizevi bir biçimde hazza dönüştürdüğünüzü gösterir. Tam da böylesi bir müzik parçasını -parçadır çünkü fraktaldir- sizinle paylaşıyor olmaktan dolayı kendimi tebrik ediyorum! Slavoj Žižek'in işitsel haritasını edepsiz bir pastişle ritmik bir kastrasyon ritüeline dönüştüren bu 'repetitive-mechanical' müzik, alabildiğine grotesk, alabildiğine absürt bir artı zevk -ama 'haz' değil- eşliğinde yerlerde yuvarlanacak kadar eğlenmeme neden oluyor, son birkaç yüz aydır... 

Žižek'in 'Enjoy' sözcüğünü, hiç de tirani olmayan bir 'post-modern süperego' söylemi üzerinden açıklaması ile Kung Fu Panda'nın zorunlu-ırkçı bir tüy yapısına sahip olması arasında hiçbir fark yok. Mizah -ki kara ise- öyle ya da böyle her şeyin üstesinden gelebiliyor. Mizah -ki kara ise- öyle ya da böyle ideolojiler üstü bir kışkırtı sunabiliyor. 

Pekala, sadede geliyorum. Bu klibi sevmemin en önemli nedeni, ne fraktal bla-bla, ne 'potansiyel eşcinsel' kocanın, Moğol savaşçıya karşı takındığı edilgenliğini 'sonradan eril' bir fallus yardımıyla -ikinci el olan her şey fantezidir- aşma arzusu, ne evcilleştirilmiş ritmik kastrasyon ritüeli ve ne de edepsizce yeniden üretilen Žižek'in ayna evresidir: No, I'm Slavoj Žižek! 

Bu klibi seviyor olmamın en önemli nedeni, Klemen Slakonja'nın -solist, vokalist, geist, Justin Bieber, Elvis- arkasında dans eden ergen kızlar! Onların önceleri hiçbir şeye hakim olamayan kas zırhı, klibin devamında Hazreti Solist'e uyum sağlayan bir bedensel 'haz üssü' yaratıyor. Arka cenahın -ki 'ergen' sözcüğünü kullanırken ritmik olarak utanıyorum- her 'Cut the Balls' deyişinde yerden belli bir birim seviyeye yükselmeleri ve elleriyle 'kesme' hareketini yapmaları, Yugoslavya'nın sıcacık havasının etkisiyle enselerinden popolarına hiç de irrasyonel olmayan bir ter akışı iletiyor. Hissediyor olanınız var mı? 

Öyle ya da böyle işi güzel kılan, bu kızların Žižek'den habersiz olmaları! İşi güzel kılan, bu kızların, farkında olmaksızın yarattıkları 'teslis'vari bir üçgende sonsuza kadar zıplayacak bir libido ahlakına sahip olmaları... Ben yaşlandım artık; böylesi bir ahlakım olsa da böylesi bir libidom yok yazık ki. Tam da bu yüzden 'cut the balls, we need to cut the balls!'

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder