Yorumlar

30 Temmuz 2009 Perşembe

Grotowski ve Tactile Deney



Deney No - 122
Deney Adı - Tactile Art
Denek Adı - Jerzy Grotowski

Renk: Palamut kılçığı.
Koku: Kundura mengenesi.
Dokunsal: Uyuşmuş bacakla yürümeye çalışmak.
İşitsel: Sübyan nefesi.
Tat: Pirinç hamam tası.

24 Temmuz 2009 Cuma

Godarina



Godarina'nın düşü:

Kucağımda zayıf bir tilki ölüsüyle ormanda dolaşıyorum. Ayağımda başka birinin ayakkabıları var. Yetişmem gereken bir yer olduğunu biliyorum ancak ne yöne gittiğim konusunda en ufak bir fikrim yok. Tilkinin anüsünden sızan kan, derisi buruşmuş ayakkabılarıma damlıyor. Ahşap elektrik direklerine bol çapaklı baykuş fotoğrafları asılmış. Üzerimde soğan zarından yapılma bir gecelik var. Zarın altından görebildiğim kadarıyla karın bölgesinde elinde kızıl bayrak taşıyan çirkin bir azize dövmesi duruyor. Kucağımdaki tilkiyi yere atmak istiyorum ancak içimden bir ses eğer bunu yaparsam sevişmeden gebe kalabileceğimi söylüyor. Ormandaki ağaçların dallarına Zenith marka kilise çanları asılmış. Bazı çanların altından geçerken başımı eğmek zorunda kalıyorum. O sırada, üzerinde pırlanta yüzük olan serçe parmağım istemsiz bir biçimde hareket etmeye başlıyor. O kadar hızlı hareket ediyor ki bir süre sonra yüz yaşında bir kadının parmağına dönüşüyor, üzerindeki pırlanta yüzük de lades kemiğinden yapılma bir başka yüzüğe... Bedenimdeki tüm organlar, kontrolümün dışında zaman yolculuğuna çıkıyorlar.

Dile geliyor kaburgam: "Bir balık, kılçığından daha savunmasızdır..."
Dile geliyor ayaklarım: "Sen, arzuladığın şeye dönüştüğünden beri biz yerimizde sayıyoruz..."
Dile geliyor boynum: "Bir sfenks kadar kıpırtısız, tahrikkar ve onurlu durabilmek..."
Dile geliyor gözlerim: "Bizler kapalı olduğumuzda daha net görür, tanıksız cinayetler işleriz..."
Dile geliyor kucağımdaki tilki: "Üzerimdeki kan, yaptığın mastürbasyondan gebe kalan kimsesiz bedenine ait..."

Aniden duruyorum. Ayakkabılarım, onca koşuşturmadan olacak, emdiği kanın da yardımıyla hızla nefes alıp veriyor. Kucağımdaki tilki gözlerini açıyor ve "seni Christopher Young mı uyuttu yoksa Georges Brassens mi?" diye soruyor. Büyük bir öfkeyle onu yere fırlatıyorum ve ayaklarımın altında ezerek tüm iç organlarını dışarı çıkarıyorum. Bağırsaklarının arasında bulduğum gazete kağıdını alıyorum elime. Bilmediğim bir dilde yazılmasına rağmen gazete başlıklarını okuyabiliyorum. Ana sayfada, ikiz kulelerin süt vermediği için çürüyüp yıkıldıklarına ilişkin bir başlık var. Üçüncü sayfada kıçına paratoner girmiş bir meteorolog fotoğrafı ile pamuk prensesin işçi sınıfıyla bağlantısını sorgulayan bir makale görüyorum. Tüm bunların anlamını merak etmeden gazeteyi buruşturup alnımda biriken teri siliyorum. O an kendimi çok güçsüz hissediyorum. Bacaklarım titreyerek yere çöküyor. Kollarım, iki yana devriliyor. Gözlerimi zor açıyorum. Başka bir kadın gibi koktuğumu hissediyorum. Yerdeki giderek büyüyen çatlaktan içeri giriyor ayaklarım, sonra bacaklarım ve gövdem... Sadece başım toprağın dışında kalıyor. Toprakla birlikte nefes alıp verdiğimi hissediyorum. Burnumdan akan sümük, tomurcuk ayaklı bir tırtıla dönüşüyor. Giderek kök salıyorum. Var gücümle toprağın içindeyken toprağa dışkılıyorum. Gördüğüm her şey bana dönüşüyor ya da tersi... O an kendimi çok mutlu hissediyor ve dişimin arasına girmiş, bir midilliye ait olduğuna inandığım çürümüş bir et parçasıyla uyanıyorum.

23 Temmuz 2009 Perşembe

Alice Sweet Alice


Dev kibrit kutularında iğdiş edilmiş çekirgeler besleyen kan hücresi,
Tüm zamanların en ağrısız adet gören Anglo-Japon biblosu!

Kendisine bakıldığı anda gerçek olan,
Sonsuz uzamda ve zamanın dışında bekletilmiş boya virüsü!

Karizmatik kanserli müzisyen eliyle,
Tavşan yuvası kayganlığını uyaran,
Yasadışı oyuncak fabrikası!

Gözyaşlarının kök tutmadığı mumlu kağıt!
Silikonlu çilek tarlası!

Ve üzerinde flaşlar patlayan,
Ters dönmüş beyaz Converse duruşu!

Malina


Malina,
Anima,
Animal,

Kemerini bir TIK daha sık,
İçindeki boşluğu gizle!

Bardağın dibinde kalmış ıslaklığın,
Toplu ölüm refleksi bakışların,
İki yana açılarak hüsranı boşalmış bacakların,
Ucuz votka emdirilmiş çorapların,
İntihar hazzında yaşayan vişne çürüğü geçmişin,
Her müziğe uyumlu stereo duruşun,
Kuğu cesetlerine basarak ilerleyen çocuksu öfken,
Saçları kendinden taralı deniz ölüsü varlığın,

Bana yalnızca kendini hatırlatıyorsun Malina.

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Puberte (Haset Çanı)



Arkan dönükken dikkatini toplayamazsın küçük kız!
Çektiğin et sancısı, mahalle kasabının tokmağından geliyor.

Annene duyduğun nefretle tersine uzuyor kılların küçük kız!
Lanetlenmiş ağırlığını bölüşüyor sokak köpekleri.

Una bulanmış utanç kaslarını belime sar küçük kız!
Sana benzeyen pozlar doğur.

En derin hazlar, iki paralık 'yüzey doku'nun kendisine yansır küçük kız!
Yutmadan biriktir metalik göğsünde çürüyen yosunlu nefesi.

16 Temmuz 2009 Perşembe

Pelt



Sıcak havluya batırılmış kan dolaşımın,
Çapraz uykuya yataklık eden,
Mosmor düğmeleri boğazında kalmış kızlığın,

Aynı soluk üzerinde,
Birbiriyle kesişmeyen iki zamansız arzu,
Biri çocukluğum,
Diğeri onun çocuğu,

Ardına kadar açık bir şaşırtıdan gökyüzüne damlayan,
Ve sadece senin olan,
İdrar mavisi gecenin yengeç gravürleri,

Baktığın yerde,
Hızla kekemelik!

Olduğun yerde,
Ölümsüz can çekişme!

BONUS TRACK:

Deney No - 09
Deney Adı - Tactile Art
Denek Adı - Heather Langenkamp

Renk: Anilinli deri yüzeyinde kayan sperm.
Koku: Mikrofonda kalmış nefes.
Dokunsal: İnce ve keskin kömür parçalarıyla manipura çakrasını uyarmak.
İşitsel: Rüzgarsız ortamda çarpan kapı sesi.
Tat: Şekerli limon posası.

14 Temmuz 2009 Salı

Evil Has Risen!























Yağmur altında ıslanmış,
Solucan gövdesi dudakların,
İmgenin geriye akan et tadı,
Güneşin ters ışığında,
Vücudunda patlayan kas izleri, saç izleri,
Buğusundan uzaklaşan iki diş nefesin,
Mutlak senfonik felç,
Görünen kumaş: Aristokrat pasta altlığı,
Ve sırf pembe seviyorsun diye,
Boynunda duran diş fırçalarımız...

Sarışın olmayan B.A.için...

Browning ve Tactile Deney



Deney No - 121
Deney Adı - Tactile Art
Denek Adı - Emily Browning

Renk: Nargile suyu.
Koku: Sebze reyonu.
Dokunsal: Sakızı bir ucundan tutarak yutmak.
İşitsel: Kulağa kaçmış havuz suyu.
Tat: Göz yakmayan şampuan.

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Dinner Prayer



Seninle yediğimiz yemeklerin sessiz bir ziyafete dönüşmesi... 'Son' duygusunu sonsuz bir tekrarla aşabilme çabası... Beklenen olanaksız mucizenin daha büyük bir mucizeyle yok edilmesi... İki kişilik dağ zirvesi, iki kişilik bayrak, iki kişilik ülke... Her şeye rağmen derinlik ve basitlik, tüm görebildiğim bu... Yaşamak için daha fazla ekmek, daha fazla şarap!

PS: We are grateful each of those who are gathered around this table.

12 Temmuz 2009 Pazar

Christopher Young'a...



Yaşayamadığınız anda yasa bürünen, kendisinden uzaklaştıkça peşinizi bırakmayan, gözlerinizi açtığınız anda sizi yok sayan o büyük aşk, tıpkı bir nefes ya da ruh gibi genleşerek sahip olduğunuz her şeyi daha da yüksekten izleme fırsatını sunan bir prova kayıttır. Ne yaparsanız yapın, o büyük aşk karşısında yaşadığınız çaresizlik, er ya da geç başkalarının trajik zaferiyle gözyaşı olarak düşecektir.

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Akın ve Tactile Deney



Deney No - 120
Deney Adı - Tactile Art
Denek Adı - Filiz Akın

Renk: Nikah masası.
Koku: Dolgu plajlarda bulunan şeytan minaresi.
Dokunsal: Çene çukurunu kalem ucuyla uyarmak.
İşitsel: Teskeresi gelmek üzere olan erlerin ranza gıcırtısı.
Tat: Bademcik.

Soygazi ve Tactile Deney


Deney No - 13
Deney Adı - Tactile Art
Denek Adı - Hale Soygazi

Renk: Kelek karpuz.
Koku: Kaşkolda kalmış nefes.
Dokunsal: Islak mayoyla Renault 12 model arabanın sıcak koltuğuna oturmak.
İşitsel: Oyuncak cımbız.
Tat: Sıcak oklava.

Thatcher ve Tactile Deney



Deney No - 119
Deney Adı - Tactile Art
Denek Adı - Margaret Thatcher

Renk: İnce bağırsak.
Koku: Samanlık.
Dokunsal: Kesik kesik işemek.
İşitsel: Yılbaşı ağacına dadanmış ağaçkakan.
Tat: Üzerine işenmiş kibrit çöpü.

7 Temmuz 2009 Salı

Reagan ve Tactile Deney


Deney No - 118
Deney Adı - Tactile Art
Denek Adı - Ronald Reagan

Renk: Öksürük şurubuna batırılmış Sovyet bayrağı.
Koku: Devlet Su İşleri misafirhanesi.
Dokunsal: Takma elle mastürbasyon yapmak.
İşitsel: Bakire korosu.
Tat: Üzerine doğum günü pastası bulaşmış kilise çanı.

3 Temmuz 2009 Cuma

Möbius



Beni benden önce ve aslında nasıl seveceğimi bildiğin için de bir bakıma benden sonra sevmiş olmana şaşırmadım hiç.