27 Aralık 2009 Pazar

Herkes Toprak Olacak (Bedenin İlahi Simyası)























Jouissance adamı kıstırdığında, mutluluk, 'mutluluk' süresinin dışına çıkamaz! Haz ilkesinin sınırlarında, ölümün kuralları tarafından yaşamaya mahkum edilmek...

Soluk yasaları:

* Onu düşünürken kendin olmak.
* Onu sikerken o olmak.
* Onun yokluğunda yok olmak.

9 yorum:

  1. Onun yerine kendini koymak.

    YanıtlaSil
  2. "küçük ölüm" haz-ölüm sınırlarına yalnızca bir dokunuştur.

    YanıtlaSil
  3. Jouissance:
    *guntrip'te 'libidinal benlik' freud'ta 'haz ilkesi', winnicott'ta 'gerçek kendilik' ve bende ise 'bir kadını sikerek öldürmeye' izdüşen lacan terimidir.

    *http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=jouissance

    Ve göz temaslarından kaçınarak itiraf etmek gerekir ise kavramı, bu tanım* çok daha net açıklıyor ya da bana öyle geliyor!

    YanıtlaSil
  4. Aslında 'boğmak' fiili, tarihin cinayet arşivinden aldığı güçle daha tercih edilebilir bir anlam üretiyor... Louis Althusser, karısı Helen'i boğduğunda/boğarken (muhtemelen playlist'inizdeki 3.şarkı eşliğinde) ne düşünmüştü acaba?

    YanıtlaSil
  5. Althusser'in "Gelecek Uzun Sürer" adlı otobiyografisinden:
    "Boğazı sıkılarak ölmüş birinin yüzünü o ana dek hiç görmemiştim. Birden doğru­lup bağırmaya başladım: Helene'i boğmuştum... Ön avlu­ya inen demir trabzanlı kü­çük merdiveni uçarcasına in­dim ve gene koşa koşa birinci katta oturan doktoru bulaca­ğım revire yöneldim. Basa­makları dörder dörder tırma­nırken bağırmayı da sürdürü­yordum: Helene'i boğdum... Helene'i boğdum..."

    Gerçi burada Helene'i boğarken değilde daha sonrası anlatılıyor ve açıkçası Helene'in bu boğma sırasında en küçük bir direniş göstermemiş oluşuna dair raporlardan hareketle söyleyebilirizki böylesi bir son, bu şiddette yaşanan bir aşkı sonsuzlaştırmak için beraber verdikleri bir kararda olabilir ya da daha ileri gidelim, Helene'in içten içe Althusser'e dayattığı bir eylem bile olabilir!

    YanıtlaSil
  6. Epizotlar halinde çekilen 'Aria' filminin 'Franc Roddam' imzalı ve 'Liebestod' ara başlığına sahip öyküsü, bana kalırsa 'Jouissance' kavramını en net olarak anlatan öykülerden biridir. Ancak orada cinayet, güç dengelerini eşitleyecek biçimde mutlak haz ile özdeşleşme çabasındaki iki aşığı birden hedef alıyordu. İntihar olarak eyleme konan bu organize ölüm, Wagner'in müziği ile olanaksız hazzı orgazmın ötesine taşıyordu. 'Orgazmın ötesi anlamındaki olanaksız haz' ve 'ölüm' arasındaki ilişki hakkında ne düşündüğünü merak ediyorum açıkçası...

    YanıtlaSil
  7. Wagner'in Tristan ve İsolde Operası'nın gerilimli müziği eşliğinde çekilen 'Liebestod'u yeniden izlemenin verdiği heyecandan mı yoksa bu merakın yarattığı heyecandan kaynaklı mı bilememekle beraber, şu an ne söylenebilir pek bilemiyorum ancak aşkın şiddetle kurduğu ilişki tuhaf mı, değil aslında ya da bir çift elin boğazınızın düğüm noktalarında gezinmesi ve böylesi bir şiddetle beraber, hazzın doruğunda yok olma isteği ki birine dair böylesi hisler beslemek, besleyebilmek ya da çok daha ötesi... Bu hisler bir fantaziden öte, varoluşsal bir yaklaşımla ele alınmalıymış gibi ve aslında ne düşündüğüm Helene'in öldürülmesi karşısında yaptığım yorumdan az çok anlaşılılabilir! Ama yine de dillendirmek gerekiyorsa böylesini yaşamak, yani hazzın da ötesini yaşa-t-mak, belki bu bir tür 'meydan okuma' ya da 'imkansızlık' ki bu operayla bağlarsak, Wagner'e böylesi bir devrim niteliğindeki operayı yaptıran ya da ilham kaynağı olan işte yine aynı imkansızlıktır* denebilir...

    *http://en.wikipedia.org/wiki/Tristan_und_Isolde

    YanıtlaSil
  8. *http://surrealismus.blogspot.com/2009/03/mauvais-sangtan-dort-sahne_11.html

    quoi = trois

    Kadının sorusu, erkeğin çoktan verdiği kendi yazgısına dair yanıtıdır.

    trois = quoi

    YanıtlaSil
  9. Erkeğin sorusu, kadının çoktan verdiği kendi yazgısına dair yanıttır!

    YanıtlaSil