Yorumlar

1 Şubat 2009 Pazar

Mistress Godarina



Tanrı, iki parmağından güç alarak Yeni Dalga sinemasını yüzüne yaklaştıran ve Kral Oedipus'un arzusunu 91 filmiyle birlikte kendi soy kütüğüne çakan yerçekimsiz bakışlarını kutsasın.

3 yorum:

  1. 'Kadın, erkeğin semptomudur.'

    Jacques Lacan

    YanıtlaSil
  2. sevgili breton,peki eşcinselleri nereye koyacağız bu söylemde?erkek eşcinselleri-gay,travesti,transeksüel-erkek tarafına,kadın eşcinselleri ise kadın tarafına mı?yani bu cinsiyet önermesinde erkek gibi olan kadınlar erkek tarafındamı,kadın gibi olan erkeler kadın tarafındamı,yada özgürlükçü yaklaşımların savunduğu gibi 3.cinsiyet gibi yani yeni bir kimlik olarak mı göreceğiz?yada şunuda gözardı etmemeliyiz:kadın ve erkek rolleri verilidir,iktidarlar kendi ideolojileri çerçevesinde şekillendirmişlerdir bizleri,bilim bunun en büyük araçlarındandır...freud ve bruerin histerik kadınların çoğunun keskin zekalı olduklarını söylemelerinin temelinde ne vardır acaba?kadının ikincilliğini tıbben-?-onaylayıp onun yaşamdaki rolünün yemek yapmak,çocuk bakmak ve bir erkeği kollamak olduğunu,sizin işiniz bu,zeki kadınların,kafası çalışan kadınların çoğu delii demelerinin temelinde, bu rolleri içselleştirmek yatmıyormudur? 19. yy.ın baskıcı burjuva ahlakını üretmede,yasalar yetersiz kalmış politikacılar ve doktorlarda bu yeni toplumun kutsal çekirdek ailesini üretirken, bu çerçevede kadın ve erkeğin nasıl olması gerektiğini belirtmişlerdir...lacanın derdi neydi bilmiyorum açıkçası yani lacanı çok bilmiyorum belkide haksızlık ediyorumdur yani bunu söylerken neyi söylemek istedi acaba ama çok rahatsızlık verici... ben lacandan öte sizin ne düşündüğünüzü merak etmekteyim...sürrealist mirası savunan bir 21. yy sürrealisti olarak...şimdiden teşekkürler...

    YanıtlaSil
  3. 'Disiplinlerarası kavram çevirme' modası gereği madem bir şeyi başka bir şeyle okumaya alıştık, o halde siz de Lacan'ı 'duruma göre eşcinsel' yönetmen Fassbinder ile okumaya çalışın. Böylece onun ne söylediğinden ne söylemediğini çıkararak aslında ne söylemek istediği gerçeğine ulaşın ya da Fassbinder'in deyimiyle Lacan'ın önermesine (kadın erkeğin semptomudur) şöyle bir yorumla yaklaşın: 'Kesinlikle yanlış ama kulağa hoş geliyor...'

    Belki kulağınıza da hoş gelmiyordur...

    Sürrealizm, kendi tarihi dikkate alınırsa eşcinselleri çokça içinde barındıran bir grup yaklaşımı sergilemedi hiçbir zaman. Hatta içlerine tam anlamıyla nüfuz eden ve kısa sürede grup içersinde kendi yerini sağlamlaştıran tek yazar, René Crevel oldu. O da yazık ki sürrealizmin yükselme döneminde intiharı seçerek yaşamına son verdi.

    Ortodoks sürrealistlerin ve sürrealizmin eşcinselliğe bakışı, genel hatlarıyla farklılık gösterir. Örneğin Breton çevresinde eşcinsellik, doğrudan olmasa bile dolaylı olarak mutlak bir antipatiyle karşılanmıştır. Hatta duyulan bu antipati, özellikle 3.kuşak feministler tarafından giderek Breton'un aleyhine bir saldırı kozu olarak kullanılmıştır. Dolayısıyla sürrealistler, nesnel siyasetin 'cinsiyet' tabanında ve eşcinseller söz konusu olduğunda sicillerini bir türlü aklayamamışlardır.

    Oysa sürrealistleri aşan 'sürrealizm' düşüncesinin içsel siyaset alanı tamamen cinsiyetsizdir; ne mutlak erkek, ne mutlak dişi, ne de mutlak başka bir cinsiyet konumundan seslenir.

    Ben, sürrealizmin sürrealistlerden güçlü olduğuna inanıyorum.

    YanıtlaSil