29 Eylül 2008 Pazartesi

Dördüncü Tekil Şahıs Olarak 'Beklenti'



'Beklenti' sözcüğü, 'beklemek' fiilinin imgesidir. Birincisi sonsuzdur, ikincisi, sonsuzluğun somutlaşmış talebidir. 'Beklenti', öznesizdir. Hedefi, yalnızca kendisidir; mutlak biçimcidir, sadece organize atmosferlerle yayılır ve atmosferin tükenmesiyle birlikte kendi 'oluş' halinin öncesine geriler. Bir kadının önceden tasarlanmış bir buluşma mekanına gelmesi, 'ertelenen birliktelik' ve 'birliktelik sonrası boşluk' deneyimlerinin her ikisidir. Buluşma anı, 'terk etme' anının düşsel ikizidir. Tersi doğru değildir. 'Beklenti' kararı, beklenen nesnenin enerjisini katederek 'bekleyiş' anını buluşma anının ötesine taşır. Böylece beklemek, terk etme kararının pratiği ile özdeşleşir, böylece buluşma hevesi, yitirme arzusunun pratiği ile özdeşleşir. Bekleten kadın, 'beklemek' düşüncesini 'beklenti' imgesine geriletmekle kalmaz, aynı zamanda 'buluşma' anını olanaksız bir yazgı olmaktan da kurtararak ona 'ulaşılamaz gerçek' süsü verir. Bu kendiliğinden eylemin cinayet süsüyle olan tek benzerliği ise bekleyen kişinin, bekledikçe yitirdiği 'beklentisinin' farkında olmayışıdır.

Not: Bu metin, 2001 Temmuz ayında beni Prag 'Narodni Trida' metro istasyonunda altı saat bekleten sevgili Katchka'ya ve onun 'buluşmadan ayrılmamız' anısına yazılmıştır. Dolayısıyla metnin orjinali de kendisi kadardır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder